menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Felaket denizde başlamadı…

22 0
01.09.2026

Bir gemi battığında yalnızca kaptan veya mürettebata değil, onu sefere çıkaran bütün zincire bakmak gerekir.

Bir insanın yakınının kayıp olduğunu bilmesi zaten tarifsiz bir acıdır. Ama kaç kişinin kayıp olduğunun dahi saatler içinde değiştiği, ailelerin her açıklamayla başka bir rakam duyduğu, umutla korku arasında beklediği bir ortamda bu acı daha da ağırlaşıyor.

Tabi ki bugün önceliğimiz kayıplara ulaşmak, yaralıların iyileşmesini sağlamak ve ailelere doğru, düzenli ve güvenilir bilgi vermektir.

Ama tam da bu büyük acının ortasında başka bir sorumluluğumuz daha var: Gerçeğin eksik bırakılmasına izin vermemek. Çünkü bu facia, birkaç kişinin üzerine yıkılıp birkaç gün sonra kapatılabilecek bir mesele değildir.

Yaşam hakkını ihlal eden bu süreç, geminin su aldığı dakikadan çok önce, bir onarımda, bir denetimde, hukuka aykırı verilen bir izin sırasında, görülüp önemsenmeyen bir eksiklikte veya “bir şey olmaz” denilen herhangi bir aşamada başladı. Soruşturmanın görevi de tam olarak bunu ortaya çıkarmaktır.

Kaptanın ve mürettebatın yaptıkları elbette araştırılacaktır. Ancak soruşturmayı yalnızca bu boyutu ile sınırlandırırsak gerçeğin yalnızca bir bölümüne bakmış oluruz.

Çünkü bir gemiyi sefere yalnızca kaptan çıkarmaz. O geminin sahibi vardır. İşletmecisi vardır. Teknik sorumluları vardır. Bakımını yapanlar vardır. Denetleyenler vardır. Belgelendirenler vardır. Ve en sonunda sefere çıkmasına izin veren bir idari mekanizma vardır.

İki gündür, geminin yıllar önce bir kaza geçirip onarıldığı, son teknik kontrolünün Haziran 2026'da yapıldığı ve gerekli sefer izinlerinin bulunduğu yönünde bilgiler aktarılıyor. Aynı zamanda geminin ön kısmındaki kırılma, tahliye sırasında yaşandığı ileri sürülen sorunlar ve mürettebatın davranışları da soruşturma konusu olarak ortaya konuldu.

İşte bu noktada gerekli izinler vardı, yasal süreçlerde sorun yoktu gibi açıklamalar hakikati ortaya çıkarmak için yeterli değildir. Bu ülkede ne zaman ciddi bir denetim tartışması yaşansa önümüze aynı savunma geliyor.

Peki izin varsa mesele bitiyor mu? Hayır. Bir izin belgesinin bulunması, o iznin usulüne uygun biçimde verildiğini kendiliğinden kanıtlamaz.

Bir teknik raporun varlığı, raporun dayandığı incelemenin yeterli olduğunu göstermez.

Bir sertifikanın varlığı, sahadaki denetimin gereği gibi yapıldığının tartışılmasını........

© Yeni Düzen