menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıbrıs Sorununda Güven İnşası ve Aşamalı Çözüm Paradigması

7 5
20.02.2026

Kıbrıs sorununda kamuoyu önünde tekrar edilen pozisyonların ötesine geçip, mevcut açmazı nasıl kırabileceğimize odaklanmak bugün her zamankinden daha hayati bir ihtiyaçtır. Güven artırıcı önlemlerden teknik komitelere, günlük yaşamı kolaylaştıracak düzenlemelerden enerji başlıklarına kadar pek çok alanda ilerleme sağlanamamasının temel nedeni açıktır: derin ve çok katmanlı bir güven eksikliği.

Bu güvensizliğin kökleri tarihten devraldığımız travmalarda saklı. Bugün en azından yakın tarihimize odaklanacak olursak: 2004 referandumu; 2017’deki Crans-Montana süreci ve sonrasında yaşananlar; son beş yılda yaşadığımız “ortak zemin” tartışmaları; egemen eşitlik ve ayrı devlet yaklaşımının 2020-25 arası resmi politika haline getirilmesi; Doğu Akdeniz’de artan silahlanma ve özellikle Kıbrıs Rum tarafının son yıllarda kurduğu bölgesel ittifaklar ile askeri pozisyon yükseltmesi… Tüm bunlar tarafların birbirine yönelik kuşkularını derinleştirdi. Diyalog alanının yalnızca liderler düzeyindeki müzakere masasına sıkışması yanında toplumlar arasında empati ve karşılıklı anlayış kanallarının yeterince inşa edilememesi hareket alanını daralttı.

Her iki tarafın siyasi güçleri ve akademik unsurları ne yazık ki 2004 referandum sonuçlarını hala sağlıklı ve bütünlüklü bir muhasebeye tabi tutmuş değildir. Kıbrıslı Rumların plana “hayır” derken asıl saikleri neydi? Güç ve yönetimi paylaşma konusundaki isteksizlik mi belirleyiciydi, yoksa güvenlik, mülkiyet ve uygulama kaygıları mı ağır bastı? Talat–Hristofyas döneminde ortaya çıkan görece olumlu iklim neden kalıcılaşmadı? Neden varılan bazı uzlaşılar birlikte açıklanamadı? Crans-Montana’da, liderlerin karşılıklı suçlamalarının ötesinde, hangi yapısal kaygılar süreci kilitledi? 2019’daki Berlin mutabakatının potansiyeli neden değerlendirilemedi?2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik Ankara müdahalesinin Kıbrıs sorunu bağlamındaki stratejik gerekçeleri neydi?

Aslında bu sorulara verilecek dürüst yanıtlar, sadece hakikati değil, aynı zamanda çözümün formülünü de içinde barındırır. Eğer çözüm istiyorsak, yakın tarihle yüzleşmeli ve yeni yol haritamızı bu gerçeklik üzerine inşa etmeliyiz. Aksi halde, bugün geldiğimiz noktada görüldüğü gibi, en basit teknik konularda dahi ilerleme sağlamak ancak olağanüstü zorlamalarla mümkün olabilmektedir.

Kıbrıs Türk tarafının, sonuç odaklı çözüm stratejisi ve bu yolda, ortak zemin olarak “varılan mutabakatları”........

© Yeni Düzen