menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşüncelerle ne yapılır?

12 0
09.04.2026

Ne garip bir başlık gerçekten. Benim bile tuhafıma gitti. Ama tam olarak da bunu düşünüyorum. Kafamızın içinde dönen, aklımızda oluşan, kalbimizde duygulara evrilen düşünceler nedir? Ne işe yararlar? Hangi düşünceler iyidir? Hangilerini defetmek lazım. Düşünmek gereksiz midir? Gerçekten neden düşünceler geçer aklımızdan. Günde milyonlarca düşüncenin beynimiz tarafından üretildiği söyleniyor. Hangisi işe yarıyor hangisi yaramıyor bunları nasıl süzüyoruz? Yapılacak işleri sıraya koyarken ya da bir şey izlediğimizde ya da bir olay neticesinde kafamıza üşüşen düşünceler, bunlarla ne yapmalı gerçekten?

İşin sosyal bilimler tarafında iletişimi açıklarken düşüncenin oluştuktan sonra başka bir yere iletimini kanal aracılığı ile yaptığımızı ifade ederiz. Bizim gönderdiğimiz iletiyi alan kişi bunu kendi dünyasında kodlar, anlamlandırır ve yeniden bir düşünceye dönüştürür. Sırdan bir insan günde milyonlarca düşünce üretir. Bunların hepsini halimize aksettirseydik herhalde deliye dönerdik. Çoğu düşünce gelip geçiyor ama bazı düşünceler var ki bizi terk etmiyor. Acaba neden? Düşünceler bize çeşitli yollardan gelebilir dedik. Yukarıda iletinin çok basit tanımını yaptık. Ama bazen düşünceler insana durup dururken de gelir. Buna ilham deriz. Yazmak için, sanat için ilham en büyük kaynağımızdır. Ya da bir vesvese bu da bir düşünce. Şeytanidir ama düşüncedir. Bazı düşünceler kalbi ferahlatırken bazıları daraltır. Dönüştüremediğimiz her düşünce dar dünyamıza hapsolur. Çünkü bizler sadece kanalız ve düşünceler bizi dönüştürmeli. İçimizde yer edinip bizi zehirlememeli.

AYNI YERDE KALMAMALIYIZ

O yüzden ben kendimi keşfettiğim zamanlarda şunu anladım ki düşünceler sabit değildir ve değişebilir. Değişmiyorsa zaten sıkıntı var demektir. Dönüşüm olmamış demektir. Zihnimiz tek başına bize ait bir alan değildir. Bizler koskoca kâinatın bir parçasıyız. Görünmez iplerle birbirimize bağlıyız. O nedenle de dönüşmeyen düşünceler yer edinip kalan düşünceler büyük bir tortu oluşturur insanda. Bağnazlık, taassup veya sabit fikirli olmak, faşist zihniyetli olmak, izimlere takılmak gibi birçok derece insanın seviyesini belirler. Bugün bunu düşünürken yarın aynı konuda farklı düşünmek bu döneklik değil dönüşmektir. İyiye, güzele ve doğruya evrildiyse bu aydınlanmaktır.

HAYATIMIZIN AKIŞINI DÜŞÜNCELER BELİRLER

Evet gerçekten düşüncelerin akmasına izin veriyorsak. Yeniden bir ben yaratabiliyorsak düşünceler anlam kazandı demektir. Hayat kolay değil hele hele anne olmak baba olmak büyük endişeleri beraberinde getiriyor. Kim diyebilir ki çocuğunla ilgili düşünceleri bırak akıp gitsin? Niye öyle yapıyor diye düşünme? Boş ver diyemeyeniz. Ama çocuğumuz dahi bizi düşüncelerin içine kabzettiyse zan üzere kaldık demektir. Bu zanlardan kurtulamadığımız derecede de aynı düşünceleri akıp gitmesine izin vermediğimiz için hep aynı pratikleri deneyimleyeceğiz demektir.

DÜŞÜNCELERİMİZE SORALIM

Duygularımızı şekillendiren hep düşüncelerdir. O yüzden düşüncelerin nereden, neden nasıl geldiğine bakmak ve süzmek gerekir. Her düşünce bizi idrake oradan bir harekete dönüştürüyorsa bu sadece bize değil bağlantılı olduğumuz her şeye nüfus eder demektir. Bu nedenle de insan olarak da bir sorumluluğun içindeyiz. Davranışlarımızın sokakta agresif, aksi, sinir bozucu olması düşüncelerimizin zan üzere kalakalmasından kaynaklanıyor. Düşüncelerini dönüştürememiş insanlarla bir arada yaşamak belki de en zor hayatlardan biridir. Sınırları olan ama başka düşüncelerin de varlığına inanan insanlar o düşüncelerin yanlış olsa da pozitif anlamda dönüşmesine de etki edebilirler. Toplum bu şekilde düşünen ve hareket eden insanlardan oluşursa daha sakin daha huzurlu bir şekilde yaşarız. Düşüncelerimizi kabullenmeden önce onlara doğru soruları bir soralım. Sonra da neden bunu hissediyorum? Bu düşünce beni neden terk etmiyor diye soralım. Aldığımız cevaplar bize o düşüncelerin bizi dönüştürüyor mu dönüştürmüyor mu? Bunların cevabını verecektir. O halde düşüncelerimizin hayatımızı sabote etmesine izin vermeyelim.

Eskici kapını aralık tut 

Bir sır düşledim benimle sırlanan. Bir düş düşledim dünyadan ayrılan. Kelimelere dökülemeyen, bakışlarda ara sıra beliren, bitimsiz bir hikayeymiş anlaşılan. Anladığımla kaldım baş başa. Koskoca dünyada tek başına kalmışlığımın acısına mı yanayım, yoksa dünyanın da bir sonu var hitabına mı sevineyim, bilemedim? En güzel dost Allah’tır amenna. Ama insan olmaklık benim ciğerimi yakıyor. Nereye evriliyor bu kalp bilmiyorum? Hay Hak! En çok da küçük günahlarımdan korkuyorum. Çünkü onlar belli belirsiz. Eskici dükkanında günahlarımı takas ederdim bir zamanlar. Eskici gitti eskiler de gitti. Artık günahlarımızı satan da yok alan da. Sadece geriye guguklu bir saat kaldı. Bana zamanı hatırlatan. O yüzden her guguk dediğinde saat, acaba derim. Acaba günahlarımı kim alır? Kim sırtlanır? Bunca yükle ben nasıl geçerim sırat köprüsünden? En zoru da sorularım öksüz kaldı. Bir köşede kendi kendine konuşurken yakalıyorum onları. Ben de eskiyorum yavaş yavaş eskici. Kapını aralık tut. Bakarsın guguk kuşunun bilmem kaçıncı ötüşünde kapıdan........

© Yeni Birlik