Kayıp kuşak değil, kurtarılacak nesiller!
Dünya hızla değişiyor. Sosyal medya, şehirleşme, yoksulluk, göç, parçalanmış aile yapıları, eğitimsizlik ve şiddet sarmalında büyüyen milyonlarca çocuk… Ancak değişmeyen tek gerçek, çocukların korunmaya muhtaç bireyler olduğu. Ne yazık ki günümüz dünyasında bu gerçek, çoğu zaman kağıt üzerinde kalıyor. Özellikle 18 yaşın altındaki çocukların işlediği suçlar, sadece hukuk sistemlerini değil, tüm toplumları derinden sarsan bir tabloyu önümüze seriyor.
Türkiye’de ve dünyada her geçen gün daha fazla çocuk, suçla erken yaşta tanışıyor. Cinayet, gasp, uyuşturucu ticareti, çete üyeliği... Evet, bu kelimeler bir çocuğun dosyasına yazılabiliyor. Peki, bu çocuklara nasıl cezalar veriliyor? Daha da önemlisi, bu çocukları nasıl bu karanlık yollara itiyoruz?
Türkiye’de, 2005 yılında yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu ve Çocuklara Özgü Ceza Yargılaması Sistemi, 18 yaşından küçük bireylerin “suçlu” değil, “suça sürüklenen çocuk” olarak tanımlanmasını sağladı. Bu kavramsal değişiklik, önemli bir zihinsel dönüşümün de kapısını araladı. Çünkü artık mesele sadece ceza vermek değil, çocuğun neden suça sürüklendiğini anlamak, müdahale etmek ve onu topluma yeniden kazandırmak olarak şekilleniyor.
Çocuklar cezaevine değil, eğitim merkezine gitmeli. Türkiye’de 12 yaşından küçük çocuklara ceza........
