menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Emin’ kişi olmanın önündeki engel: Bağımlılık

10 0
25.02.2026

​Geleneksel yapımızda mahalle, sadece fiziksel bir yerleşim alanı değil; yazılı olmayan fakat ahlaki normlarla örülü bir haysiyet kalesiydi.

​Bu mikro-kozmosun en temel kuralı, dışarıdan gelen ve yerleşik huzuru tehdit eden her türlü "yabancı" unsura karşı gösterilen kolektif mukavemetti.

​İrade, ferdin zihninde değil, sokağın ortak vicdanında tecelli eder; dolayısıyla kimsenin bir başkasının aklı üzerinde tahakküm kurmasına ya da etik değerlerle kumar oynamasına geçit verilmezdi.

​ÖZNE OLMA VASFININ KAYBI

​Gelinen noktada, düne dair o duruşun, bugün zihinsel sınırlarda mağlup olduğunu görüyoruz.

​Dün kapıdan içeri sızması dahi tasavvur edilemeyen menfi unsurlar, bugün iradeler üzerinde hüküm sürüyor.

​Metaforik bir zehirle gelen yabancı, evin asıl sahibini kendi iç dünyasında mülteci konumuna indirgedi. Defans mekanizmaları çöktü, kaleler birer birer işlevsizleşti.

​Bu teslimiyet süreci, sadece mahallenin dağılmasına değil, bir medeniyet cevherinin de hızla aşınmasına yol açtı.

​KOLEKTİF ERDEMDEN SÜRÜ PSİKOLOJİSİNE

​Geçmişin sosyo-kültürel dokusunda, etik sınırları ihlal eden ya da toplumu zehirleyen figürler mutlak bir izolasyona mahkûm edilirdi.

​Mahalle kültürü, haysiyeti muhafaza etmek adına kötülüğü kimsesiz bırakmayı adeta refleks haline getirmişti.

​Bugün ise trajik bir değişimle, kötülüğün etrafı yapay bir kalabalıkla dolu. "Akran zorbalığı" denilen o sinsi mekanizma, genç zihinleri "dışlanma korkusu" üzerinden rehin almış durumda.

​Bir zamanlar utanç vesilesi........

© Yeni Birlik