Asrın en büyük entelektüel tuzağı: Hileli hipotezler
DİZİ: BİLİM MASKELİ İLLÜZYON: HİLELİ HİPOTEZ VE SÖZDE TARAFSIZLIK-1
Modern materyalist felsefe, mukaddesata kaba kuvvetle ve doğrudan saldırmanın geri teptiğini görmüş; bunun yerine çok daha sinsi, psikolojik ve metodolojik bir strateji geliştirmiştir. Bu dehşetli stratejinin adına “Ön Kabul Tuzağı” veya “Ters Yüz Edilmiş Mantık” diyebiliriz.
Günümüz insanının yaşadığı felsefî krizin temelinde, zannedildiği gibi bir “delil eksikliği” değil; işte bu sinsi tuzak yatmaktadır. Zihinleri esir alan bu illüzyonu çözebilmek için, öncelikle modern bilimin laboratuvarda kullandığı meşrû kuralların, inanç masasında bize karşı nasıl gayrimeşrû bir silaha dönüştürüldüğünü çok iyi kavramamız gerekmektedir.
Zihni tuzak: Hipotez nasıl kurulur, nasıl çarpıtılır?
Bilimsel araştırmalarda ve istatistik ilminde bir konuyu test ederken daima iki temel hipotez üzerine çalışılır:
H0 (Sıfır Hipotezi): Varsayılan, başlangıç durumudur. Çoğu zaman “hiçlik”, “tesadüf” veya “etkisizlik” hipotezi olarak kabul edilir.
H1 (Alternatif Hipotez): Yeni ortaya atılan, kanıtlanmak ve sisteme dâhil edilmek istenen iddiadır.
Bilimin o kuralı şudur: İspat yükü her zaman yeni iddiayı (H1) savunanın omuzlarındadır. Meselâ, yeni bir ilâç ürettiğinizde bilimsel otorite size der ki: “H0 Hipotezi: Bu ilâcın hiçbir işe yaramadığı ve görülen iyileşmelerin tamamen tesadüf olduğudur.” Siz laboratuvara girer ve o ilâcın işe yaradığını ezici, tekrarlanabilir delillerle ispatlayarak (H1), o tesadüf varsayımını (H0) çürütmek zorunda kalırsınız.
Modern seküler akıl, laboratuvarda tıkır tıkır işleyen bu formülü alır ve varoluş gibi devâsâ meselelere kurnazca uygular. İnançlı zihinlere şu hileli hipotezi dayatır:
Dayatılan H0 (Sıfır Hipotezi): Evren tesadüfen oluşmuştur. Kör tabiatın ve şuursuz atomların eseridir. Başlangıç durumu “Yaratıcı’nın olmamasıdır.”
H1 (Alternatif Hipotez): Bir Yaratıcı vardır ve dinler haktır.
İşte asrın en büyük entelektüel tuzağı tam buradadır. Bu çarpık kurguyla materyalizm, mütekebbir bir edayla şöyle der: “Madem Allah’ın var olduğunu iddia ediyorsun, bana sıfırdan ispat et; edemezsen varsayılan gerçek (H0) olan tesadüfü kabul etmek zorundasın!” Hâlbuki varoluş ve kâinat söz konusu olduğunda, bu hipotez kurgusu baştan aşağı bir mantık hatasıdır. Çünkü önümüzde boş, yazılmamış bir sayfa veya etkisi bilinmeyen yeni bir ilâç yoktur. Karşımızda muazzam bir matematikle işleyen galaksiler, kusursuz kodlanmış DNA sarmalları ve binlerce yıldır milyarlarca insanın kalbini, aklını tatmin etmiş bir peygamberler silsilesi vardır. İslâm fıkhındaki sarsılmaz “Sahibülyed” (Malı elinde bulunduran mülkiyet sahibidir) kuralı gereği; trilyonlarca harfle yazılmış şu kâinat sarayının Gerçek H0 Hipotezi, bu muazzam sarayın bir Ustası ve Kâtibi olduğudur. Asıl ispatlanması gereken uçuk, akıl dışı ve sıra dışı iddia........
