menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Kendimi ölmüş bildim” (2)

5 10
08.02.2026

Öldüğümü ilân etti. Dostlarım, köylülerim evden alıp gasılhaneye getirdiler. Güzelce yıkayıp, kefenleyip tabutun için koydular. Benim için her şey bitmişti. Her şey anlamsızlaşmıştı. Değer verdiğim, önemli gördüğüm, vaz geçemem dediğim, bakmaya kıyamadığım hiçbir şey yanımda değildi.

Üç parça bezle bedenimi sardılar. Ve iki tahtadan ibaret, daracık tabuta koydular. Musallaya getirdiler. Cenaze namazımı kıldılar. Hoca kardeşim dua etti, helâllik istedi. İbret alınmasını öğütledi. Ve tabutumu arabaya koyarak yola çıktılar. Kabristana, kabrime doğru götürülüyordum artık. Dilimi kıpırdatamıyor, ağzımı açamıyor, elimi kaldıramıyor yani ruhum tabut arasındaki bedenime söz geçiremiyordu. Allah ruhuma emaneten verdiği vücut elbisesini geri almıştı.

Ruhum gerçekle karşılaşmıştı. Daha yoldayken ağlayarak; “Ey merhametli Allah’ım günahlarımı affeyle“ diye, yalvararak dua ediyordum. Halime bakıyorum, artık sağa-sola kaçmam mümkün olmayan bir yoldaydım. Yani tabuttan çıkmak ve kaçmak mümkün değildi? Ruhum tabutun içine de girse, dışarıda da kalsa durum değişmiyordu.........

© Yeni Asya