Avrupa Birliği’ni göçlerle yıkmak…
Devletler ve milletlere hükmeden mütehakkim tahribatçı dinsizlik cereyanlarınca; dünyamızdaki millî devletlerin bağımsızlıklarının, mülkiyetlerinin ve hatta ailelerinin; şirket perdesindeki çapulcularca tehdit edildiği günümüzde; saldırganlara karşı paktlar, birlikler ve ittifakların oluşturulduğu zamanları yaşıyoruz. Materyalizm veya Marksizmin cihanşümul ihtilâl ve işgal sesleri arasındaki Hıristiyanlar; AB’yi yalnızca barış için değil, bu saldırganlara karşı ülkelerini korumak için de ittifakı kuracaklardı. O zamanlardaki alternatifi; Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Kızıl Çin ve diğer oluşumlara mecbur olmaktan ibaretti.
Komünizmin geçmişte kaldığını iddia edenlere 11 Eylül ile başlayan; Üçüncü Dünya Savaşının kimin eseri olduğunu sormamız gerekiyor. Dünkü devrimci Enternasyonalcilerin bugün neocon kimliğini almaları neticeyi değiştirebilir mi? Hele onlardan ayrılmış Marksist münafıklar, hürriyet ve kapitalle barışık üniformalar içinde Küreselcilerin (neoliberaller); organizeli dev sermayelerle sinsice millî devletlerin varlıklarına, teknoloji ve bağımsızlıklarına elkoymaları, zamanımızın yeni Bolşevizm’ini daha tehlikeli hale getiriyor.
Dünyamızın İkinci Cihan Harbi’nin sonlarında ortaya çıkan hürriyet ve barışla komünizm bloklarının tarihe karıştıklarını zannedenler, yanıldılar. Demirperde’nin kalkması ve Doğuavrupa ülkelerinden Batı’ya seyahatin serbest olması; dehşetli küresel çatışmanın üzerini örtmüştü. Yalnızca Çin örneği bile, küresel sosyal Marksistlerin gizli büyük kızıl hilesini ortaya koymuştu. AB ve ABD’den kaçırılan devasa sermayenin istibdat altındaki Çin halkına değil, ÇKP hâkimiyetindeki Batılı küresel firmalara ait olduğunu, günümüzde artık herkes biliyor. Dünün komünizmi, sivil giysileriyle parlamentolara, bürokrasilere ve millî ordulara sızarak kapital üzerinden Marksist ihtilâli gerçekleştirmeye yönelince, demokratların kendilerince oluşturdukları bu küresel kuvvete AB gibi ittifaklarla karşı koyacakları da biliniyor. İşte bu yeni komünistlerin büyük hedefleri, AB ve ABD’deki siyasî dengeleri parçalayarak,........
