Bu dünya bu nizâ’ya değmez
Ebeveynler çocuklarından, komşu komşusundan, akraba akrabasından, memur amirinden, amir memurundan nizâ devam edegelmektedir. Ferter arasında nizâ devam ettiği gibi devletler – halkından, halk devletinden hatta devletlerarası nizâ devam ediyor.
Kurt ile kuzu bahanesi misali ABD, müttefiklerini koruma adına “İran’ın tehdit oluşturduğunu” İsrail de sözde vaat edilmiş topraklar bahanesiyle İran dahil Orta doğuda bulunan devletlere ABD’in de gücünü arkasına alarak birlikte Filistin, Gaze, Suriye ve İran’da büyük katliamlar yapıyorlar. ABD ile İsrail insanlığa yaptıkları zulüm, baskı ve zorba nizânın en utanç noktasına varmıştır.
Oysa dünya, insanın eline verilmiş geçici bir emanettir. İnsan, çoğu zaman bu emaneti sahiplik zannedip uğruna kırdığı kalpleri, döktüğü kanları, tükettiği ömrü fark edemez hâle geliyor. Yeryüzünde kopan fırtınalara, devletleri sarsan ihtiraslara, sıradan insanların gönlünü yakan küçük hesaplara bakınca insanın dilinden aynı cümle dökülüyor: “Bu dünya bu nizâya değmez.”
İnsanlığın asırlardır bitmeyen çekişmeleri, siyasetlerin gölgesinde büyüyen ihtilaflar, toplumları yoran kavga ve rekabettir. Oysa dünya bir imtihan meydanıdır; sonsuzluk burada değil, ötesindedir. O hâlde bu dünya, uğruna kırılacak kalplere, yıkılacak dostluklara, dökülecek kanlara değmez.
Görüldüğü üzere nizâ: Kavga, çekişme, üstünlük yarışıdır. Zengin fakire, güçlü zayıfa, makam hırslısı hakikate, nefis ise nefse karşı sürekli bir savaş hâlindedir. Oysa bunların hiçbiri insanın mezara girerken yanında götüremeyeceği şeylerden ibarettir.
Bir insan sahip olduğu malları, mevkileri, hatta biriktirdiği öfkeleri........
