menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dinin politika aracı olarak kullanılması zarar verdi

18 0
17.08.2026

- Dindar nesil politikaları ile dinî kurumlara karşı güven krizi arasındaki ilişki ve gençlerde yeni dindarlık biçimlerinin ortaya çıkışı üzerine bir değerlendirme -

Bu çalışmada, Türkiye’de dinin siyasî olarak araçsallaştırılması ve 15 Temmuz 2016 darbe girişim sonrasındaki cemaat ve tarikatler hakkındaki olumsuz söylemler ile, gençlerin din, cemaat ve tarikatlere karşı olumsuz tutumlarının artışını inceleyen, vaka önekleri ve akademik çalışmalar incelenmektedir. Ancak bu alandaki literatürde önemli bir boşluk da vardır: Çalışmaların büyük kısmı 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin, din ve cemaat algısına etkisini incelerken, bütün tarikat ve cemaatlere yönelik gençlik algısındaki dönüşümü bütüncül biçimde ele alan çalışmalarla sınırlıdır. Ne var ki, bu sınırlılığa rağmen manipülatif bir şekilde, FETÖ ve darbe algısı, tarikatler ve cemaatler başta olmak üzere, bütün dinî gruplara yönelik bir suçlamaya dönüşmektedir. 

Bu nedenle mevcut vaka incelemelerinin verilerine dayanan bir çalışmayla yetinmeyip, daha geniş bir literatürü sentezleyerek özgün bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Yani konu, din sosyolojisi, gençlik sosyolojisi ve siyaset bilimi disiplinlerinin kesişiminde yer alan ve Türkiye'de henüz yeterince bütüncül çalışılmamış bir alandır. Bu konuda yapılacak daha tutarlı bir çalışma, yalnızca bir derleme değil, literatürü sentezleyen bir çalışma olarak hazırlanmalıdır. 

İşte bu gerekçelerden yola çıkarak yapılan aşağıdaki çalışma, yalnızca mevcut çalışmaları özetlemekle kalmayıp; 15 Temmuz 2016 sonrasında oluşan "cemaat güvensizliği"nin gençlerin dinden uzaklaşması, kurumsal dine mesafe koyması ve bireysel dindarlığa yönelmesi gibi farklı eğilimlerle nasıl ilişkilendirildiğini sosyoloji, din psikolojisi ve siyaset bilimi literatürünü birlikte kullanarak analiz etmeye çalışacaktır. Ayrıca, mevcut verilerin çoğunun birbiriyle bir korelasyon gösterdiğini, ancak tek başına bir nedensellik ilişkisini ispat etmediğini özellikle vurgulamak gerekir.

Çalışma, Niklas Luhmann, Anthony Giddens, Peter Berger, Grace Davie, José Casanova ve Charles Taylor gibi sosyal bilimcilerin teorileri üzerine kurulacaktır. Bu teoriler ile Türkiye’de yapılmış uygulamalı araştırmalar karşılaştırılacaktır. Türkiye’de gençlerin din ve dinî kurumlara karşı tutumlarını etkilediği iddia edilen bazı yaşanmış vakalar analiz edilecektir. Burada Allah inancı, kurumsal din algısı, cami algısı, cemaat algısı, tarikat algısı ve diyanet algısı ayrı ayrı incelenecektir. Böylece gençlerin "dinden uzaklaşma" ile "kurumsal dinî yapılara mesafe koyma" eğilimlerinin aynı şey olup olmadığı tartışılacaktır.

Çalışmada esas olarak şu soru tartışılacaktır: Dinî kimliği güçlendirmeyi amaçlayan politikalar hangi sosyolojik mekanizmalar üzerinden bazı gençlerde ters yönde nasıl etki üretmiştir? Bu sorunun cevabını araştırırken, reaksiyoner sekülerleşme, otoriteye tepki, dijital mecraların etkisi, din-kimlik siyasetinin etkisi ve bireyselleşmiş dindarlık olguları teorik olarak analiz edilecektir.

Bütün bu tartışmalardan sonra, şu önemli sonuca ulaşılması hedeflenmektedir: 15 Temmuz 2016 sonrasında gençlerin önemli bir kısmı için problem "din" değil, "dini temsil ettiğini iddia eden kurumlara duyulan güven" olmuştur. Dolayısıyla kurumsal din eleştirisi ile inanç kaybı aynı olgu değildir; bunlar kısmen örtüşen fakat farklı sosyolojik süreçler olarak anlaşılabilir.

Sonuç olarak dinin bir politika aracı olarak kullanılması sonrasında Türkiye'de oluşan güven krizi, doğrudan dinî inançtan ziyade dinî otorite ve dinî cemaatlere yönelik kurumsal güveni aşındırmış; bu süreç gençler arasında hem bireysel dindarlığın yükselmesine hem de deizm, agnostisizm ve ateizm gibi alternatif yönelimlerin görünürlüğünün artmasına katkıda bulunmuştur denilebilir. 

1. Türkiye’de Din ve Siyaset İlişkisinin Tezahürleri

2002 yılından itibaren Türkiye'de eğitim ve gençlik politikalarında dinî değerlerin görünürlüğü belirgin........

© Yeni Asya