Risale-i Nur mesleği ve siyaset
O, her ne kadar iman ve Kur’ân hizmetini öncelerse de, Onun ahirzamanda Peygamber (asm) varisi olması hasebiyle siyasî alana da yönelik bir vazifesi de vardır.
Onun siyasete bakış tarzı, Risale-i Nur Külliyatında verilen ölçülerde ve onun bizzat yaptığı uygulamalarda açıkça belirtilmiştir.
Üstad, hayatı boyunca hürriyet ve hürriyetçilerden (Ahrar/Demokratlardan) yana olmuş,1 istibdat ve müstebitlere, tek adam rejimlerine müspet hareketle/asayişi muhafaza ederek karşı durmuştur. O, istibdadın tahakküm, keyfî muamele, insanlığı mahveden tek kişinin görüşü olduğunu ifade etmiştir.2 Meselâ Sultan 2. Abdülhamid’e velî bir padişah nazarıyla bakmakla birlikte,3 onun yaptığı istibdada karşı çıkmıştır.4
Üstad, 1950’lerde ortaya çıkan ve demokrat olmayan dindar kimlikli siyaset cereyanlarına ve onların temsilcilerine destek vermemiş, onlarla din kardeşi olduğunu, ancak onların siyasetlerine katılmadığını açıkça belirtmiştir.5
O, yönetimde adalet, meşveret ve kanun hâkimiyetinin önemine dikkat çekmiş,6 bütün yetkilerin bir tek şahsa verilişinin ifadesi olan “Riyaset-i şahsiye”nin aleyhinde olduğunu yazdığı bir eserinde beyan etmiştir.7
Ne yazık ki Üstadın vefatından sonra Nur dairesinde temayüz etmiş bazı şahsiyetler, Külliyattaki siyasî ve içtimaî ölçülere aykırı düşen bir takım siyasî cereyanlara ve onların temsilcilerine destek ilânı yayınlamışlardır.
Bu zatlar, geçmişte 1980 darbesine ve darbecilerine, onların yaptığı anayasaya, daha sonra onların icazetiyle başa gelen ve Demokrat olmayan siyasîlere, Yeni Asya camiasının uyarılarına rağmen, kamuoyu önünde destek bildirileri yayınlamışlardır. Ama zaman, o desteklerinin hatalı olduğunu ispat etmiştir.
Ne yazık ki o destek, daha sonra birçok yönden zararlı........
