menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilimi hangi nazarla okumalı?

22 0
09.06.2026

DİZİ: BİLİM BİZE NE ANLATIR NE ANLATMAZ - 1

1. Bilim ve Yaratılış Arasında Kurulan Köprüler

Yaratılış ve Evrim, İbda ve inşa…

Ankara’daki Küresel Vicdan temalı 19. Risale-i Nur Kongresi’nde “geleceğin tasavvuru” üzerine bir tebliğ sunuyordum. Salonda her gruptan insanlar vardı. Küresel vicdanın uyanmasından, yapay zekâya; kuantum fiziğinden, insanın metafizik boyutuna kadar birçok başlık gündeme gelmişti. 

Tebliğin sunumu sırasında şunu söylemiştim: “Önümüzdeki yüzyılda en büyük ihtiyaç, bilim ile hikmet arasında yeni köprüler kurabilmektir. Çünkü modern bilim eşyanın nasılını anlatıyor; fakat niçinini ve manasını çoğu zaman boş bırakıyor.”

Risale-i Nur Külliyatı’nın bu açıdan çok zengin argümanlar taşıdığına dikkat çekerek hem tebliğde hem de tebliğ sonrası özel görüşmelerde bazı misaller verdim.

1. Kuantum Fiziği ve Tahavvülat-ı Zerrat1

 Kuantum mekaniğinin atom altı parçacıklar düzeyinde ortaya koyduğu belirsizlikler, dalga-parçacık ikiliği ve anlık varoluşlar ile Risale-i Nur’un “Tahavvülat-ı Zerrat” bahsinin benzer şeyler söylediğine dikkat çektim. Maddenin her an yeniden yazılan bir levha gibi durmaksızın yaratıldığını vurguladım.

2. Evrimi, Tekâmülü ve Yaratılışı Doğru Anlama 

Biyolojik düzeyde gözlemlediğimiz uyum yeteneği (adaptasyon) ve küçük değişimlerin, aslında Yaratıcının kâinata koyduğu “inşa” kanununun bir tecellisi (tekâmül) olduğunu; bu süreçleri kör bir materyalizme alet etmeden doğru anlamanın yollarından söz ettim.

3. İbda ve İnşa Kavramları

Yaratılışın iki büyük sütunu olduğunu, modelsiz ve sıfırdan, yoktan var etme olan ibda ile; mevcut elementleri hassas ölçülerle bir araya getirerek safha safha inşa etme süreci olan inşaya dikkat çekmeye çalıştım.

4. Türlerin Sabitliği ve Sınırları

Canlılardaki “melez kısırlığı” gibi biyolojik bariyerler, türlerin birbirine kontrolsüzce dönüşmesini engeller. 

 Konuşma bitince birkaç üniversite öğrencisi yanıma geldi. Hatta biri o sohbette yoktu. Daha sonra WhatsApp mesajı ile bana ulaştı. Diğer öğrencilerden biri biyolojide diğeri tıpta okuyordu.

“Dile getirdiğiniz konular günümüzün gençliği için çok önemli. Bazı arkadaşlar bilimsel araştırmaları gündeme getirerek dinden uzaklaşıyorlar, çoğu deist veya ateist oluyor.”

“Hocam, biz laboratuvarda çok karmaşık biyolojik mekanizmalar görüyoruz. Ama bunların Allah’ın yaratmasıyla nasıl ilişkilendirileceğini bilmiyoruz. Bilim başka, din başka anlatılıyor.”

Aslında mesele tam da buydu. Modern eğitim sistemi çoğu zaman “mekanizmayı” anlatıyor; fakat mekanizmanın arkasındaki hikmeti konuşmuyor. Gençler de ister istemez, biyolojik süreçleri görünce “Demek ki her şeyi madde yapıyor veya süreç içinde kendiliğinden gelişiyor” sonucuna sürüklenebiliyor. Onlara söz vererek bu konuda bir çalışma yapacağımı ifade ettim.

Aradan yaklaşık 1 ay geçti. Bu konular üzerine araştırmalara devam ederken akademik camiadan bir hocamız 2026’da yayımlanan bir araştırmadan söz etti: 

M. Figiel ve ekibi tarafından yürütülen “DRT7/UG10 Antifaj Ters Transkriptazların Yapıları ve Enzimatik Mekanizmaları” başlıklı bu çalışma, araştırmacılara açılan erken erişimli bir ön baskıydı (preprint).”

Bu çalışmalar önemli veriler içerse de klasik hakem değerlendirme sürecinden geçmeden kesin bilimsel uzlaşma olarak değerlendirilmemelidir.

Hocamız, bazı sosyal medya platformlarında bakterilerin virüslere karşı geliştirdiği son derece karmaşık savunma........

© Yeni Asya