menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’ân’da Şimal-1 - Sol tarafın anlamı ve hikmeti

3 0
previous day

Sol tarafın anlamı ve hikmeti

Bir kavramın izini sürmek, bazen bin dört yüz yıllık bir hafızanın bugüne nasıl taşındığını görmek demektir.

“Şimal” kelimesi, hem Kur’ân’ın ebedî tasnifinde hem de Üstad Bediüzzaman’ın çağ teşhisinde karşımıza çıkıyor: Biri âhiretin solunu, yani hüsran ve azap tarafını; diğeri ise dünyanın kuzeyini işaret ediyor.

Peki bu iki “şimal” arasında nasıl bir bağ var?

Kur’ân’da sol taraf: Ashâbü’ş-Şimâl

Vâkıa Suresi, kıyamet sahnelerini üç grup üzerinden anlatır: Sağ tarafın adamları, sol tarafın adamları ve öncüler...

“Bir kısmı sol tarafın adamlarıdır. Ne bedbahttır o sol tarafın adamları!” (Vâkıa Suresi: 9)

Bu grup, amel defterleri sol taraflarından verilen inkârcılardır. Vasıfları net: Allah’a verdikleri fıtrî ahdi bozmuşlar, âhireti inkâr etmişler, büyük günahlarda ısrar etmişler ve dünyaya aşırı bağlanmışlardır.

Cehennemdeki azap tablosu ise dehşet vericidir: “Kavurucu bir rüzgâr, kaynar su ve kapkara bir dumandan gölge...”

Kur’ân’da “sol” ve “şimal”, sadece bir yön değil; bir manevî hâli, bir akıbeti ve bir zihniyeti temsil eder. “Meş’eme” kelimesi zaten “uğursuzluk, şeamet” demektir.

Risale-i Nur’da kuzey: Şimal cereyanı

Üstad Bediüzzaman Said Nursî, aynı kökten gelen bir tabiri bu kez çağını teşhis etmek için kullanır: Şimal........

© Yeni Asya