menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sessizliğin sesi

12 0
10.04.2026

Gönül toprağımız da gözyaşı yağmurlarıyla ıslanmaya hasret kaldı. Yüreğimiz çoraklaştı. Gözler Allah için ağlamaya müştak ve manaya uzak bir hâl yaşadığımız. En çok da, gürültünün çarkları arasında sıkışıp kalmışız. 

Gürültü, insan ruhunu tüketiyor. Gün geçtikçe gürültü büyüyor dünyamızda. Sanki insana düşünme fırsatı vermemek içinmiş gibi. Evde, yolda, her yerde yüksek sese maruz kalıyoruz. Adeta beynimiz uyuşturuluyor. Teknolojinin imkanlarından istifade ederken yan etkileri olarak gürültülerine de katlanıyoruz. Elimize aldığımız her nesne ses çıkarıyor. Televizyondan yayılan gürültü kirliliği; kulakları tırmalayan, ruhumuzu yaralayan... Telefonlarda yüksek sesle konuşmalar, hoyrat kahkahalar, çatlak sesler, toplu taşıma araçlarındaki bağrış, çağrış, itiş, kakış, mide bulandıran... Yoruluyoruz farkında olmadan. Ruhumuz, "imdat! canım sessizlik çekiyor, uçsuz bucaksız sessizlik!" diye bağırmakta adeta.

Halbuki kâinata dikkatle nazar edilse, sükunetin hakim olduğu görülür. Gürültüden uzaklaşıp biraz sessizliğin sesini dinlesek; görülmeyeni görür, duyulmayanı duyarız. Sessizliğin de sesi vardır, dinlemeyi bilene... Çünkü, maddeye kapandıkça açılır mana.

Seherin sessizliğindeki asudelik... pencerenizi açın, balkona çıkın ve dinleyin. El etek çekilmiş, insan eli değmemiş bir tazelik. Karanlığın içinde nümayan olan nur. Sadece kuşların zikri ve nasıl da akar yüreğinize mana, izleyin veya güneşin doğuşundaki efsunu... Allah'ım, ruhun telezzüz eylediği zaman, ân... Tabiatın yavaşça uyanışına şahit olmanın verdiği huzur nasıl tarif edilir?..

Gün batımı hele... Şairlerin ediplerin ilham aldığı biricik vakittir gün batımı. Seyredin; güneşin karşı dağlar üzerinde kayboluşunu;........

© Yeni Asya