Kork, Allah’tan korkmayandan
Dünya tarihine damga vurmuş “iyi idareciler” esasta adaletleriyle meşhur olmamışlar mı? Benzer şekilde olumsuz anlamda meşhur olanlar da yaptıkları zulümlerle anılıp bugün bile kınanmıyor mu? O halde idareciler niçin adaletsizliklere imza atıp tarihe “kötü lider” olarak kaydedilirler?
Herkesin adil olması icap eder de, hele hele “mütedeyyin insan ve idareciler”in adil olmaları inançlarının da bir gereğidir. Ehil ilim adamlarının her defasında hatırlattığı üzere Kur’ân-ı Kerîm’in dört temel amacından biri “adalet ve ibaret” olarak ifade edilmiştir. (Diğer üçü: Tevhid, nübüvvet ve haşir.) İnanan bir insanın ve hele hele idarecinin adaletsizliklere imza atmasını anlamak ve kabul etmek mümkün değildir.
Temel prensip böyle olmakla beraber, bu demek değildir ki mütedeyyin idareciler haksızlıklara imza atmaz. Keşke öyle olsa. Ne var ki hem mütedeyyin hem de “zalim” idareciler tarihte de olmuştur. Bunun bir sebebi de “mütedeyyin insanlar”ın adalete gerektiği gibi sahip çıkmamalarıdır.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin bu husustaki ifadesi çok orijinaldir. Şark’taki aşiretleri ziyareti sırasında her fırsatta “meşrutiyet”den bahsedince kendisine, “(...) Demek, târif ettiğin meşrûtiyet daha bize selâm etmemiş; tâ ki, biz de ‘Ehlen ve sehlen’ desek?” demeleri üzerine........
