Kainatta hakim iki sır; ibadet ve itaat -2
Onların yaptıkları her vazife aynı zamanda onların hususî ibadetleri olmaktadır. Tavuğun yumurta yapması, ineğin süt vermesi, arının bal yapması gibi… Bu ve benzeri mahluklar başka bir şey yapmazlar ve yaptıramazsınız.
Gecenin karanlığında ortaya çıkıp ta âdeta bizlere göz kırparcasına yanıp sönerek semamızı süsleyen yıldızlar, aslında o kadar çoklar ki; duman gibi, biz sadece büyüklerini görebiliyoruz.
Oysa, her bir gök cisminin yönleri farklı, kütleleri farklı, hızları farklı olmalarına rağmen kainat kurulduğundan beri çarpışmıyor olmaları ibadetlerini gösteriyor.
Ve kainatın kıblesi olan küre-i arz; dönüşüyle, duruşuyla gece ve gündüzü, mevsimlerin meydana gelmesini sağlayan ve vazifesini eksiksiz yapan dünyamız için Üstadımız; “Eğer sürati bir parça tenkis veya tezyid edilseydi, sekenesini havaya fırlatıp fezada dağıtacaktı. Ve bir dakika belki bir saniye muvazenesini bozsa, dünyamızı bozacak, belki başkasıyla çarpışacak, bir kıyameti koparacak”1
Vazifesinin dışına çıkarak Allah’ın emrine itaate örnek. Peygamberimiz (asm) mi’racını Kureyş’e inandırmak için “Giderken sizin bir kafilenizi gördüm, filan vakitte burada olacak…”2 der. Oysa kafile bir saat tehir etmişti, güneş ve arz Peygamberimizin (asm) haberinin doğru çıkması için vazifelerini bir saat durdurmuşlar.
Ve buna mümasil Mucizat-ı Ahmediye de birçok örnekten biri: Ağacın meyve vermesi ibadet, Peygamberimizin (asm) çağırmasıyla yanına gelip şahadet etmesi ise itaat.
Allah’ın peygamberlerine ihsan ettiği bütün mu’cizelerde mahlukatın bildiğimiz vazifelerinin dışına çıkarak yaratıcılarına itaat ettikleri........
