menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siz, sevgisizsiniz

15 0
27.08.2026

Hâl böyle olunca, bir ömür, üzüntü üzerine inşa edilip, hüzne mahkûm edilmez.

Ayakkabısı eski olanın, ayaksız olan insana göre büyük bir nimete sahip olması; açlığından yakınanın, susuzlukla kavrulana göre daha iyi durumda bulunması; gecekondu da olsa başını sokacak bir evi, sığınacak bir mekânı olanın çadır bile bulamayan insanlara göre konfor içinde sayılacağı; hanesinde hamisi olanın, sokaklarda meta olanlara göre paratoner altında oluşu, şükre medar değil mi?

Cenab-ı Hak, bizi, İslâm beldesinde, Müslüman bir aile içinde halk etmiş. Mümin kimselerle oturup kalkıyor, onlarla hemhal oluyor ve onlarla yuva kuruyor olmak nimet değil de nedir?

Bir haneyi paylaşan kimseler birbirlerinin huysuzluğundan, huzursuzluğundan; biraz da ilgisizliğinden dem vururken meseleye insaf dairesinde bakmalılar. Hatta kayda almalılar birer, birer; “maruz kaldığım hangi şeyler makul, hangileri çekilmez davranışlardır” diye. Ve sonucu önüne koyup değerlendirmeli; bakalım, şikâyetin ne kadarı doğruymuş?

Bey, ya, kendisini mahcup edecek bir hanıma; hanım, ya, her gün içki şişesini getirip masaya dikecek bir beye (!) sahip olsa mı; yoksa, mizaçlarından hasıl olan şeylerle yaşansa mı daha mutlu olurlar?

“Beterin beteri” olduğu, günlük hayatta birçok bed davranış biçiminin bulunduğu hiçbir zaman dikkatten uzak tutmamalı.

“Efendim, eşim beni kıskanıyor!”

 Kıskançlık, kişinin kendi mahremini koruması yönünde gösterdiği duyarlılık; izzet-i nefsine, şeref ve namusuna zarar........

© Yeni Asya