Vakf-ı hayat köprüsü: REM (RİSALE-İ NUR EĞİTİM MERKEZİ)
Sahabe mesleğinin günümüzde temsilcisi olan Nur Talebelerine, Risale-i Nur Külliyatının muhtelif yerlerinde “vakf-ı hayat” etmek yani hayatını veya ömrünün bir kısmını hizmetler için vakfetmek isteyenlere tavsiyeler bulunmaktadır.
Tarihçe-i Hayat’ında Risale-i Nurları okuma nimetine erenler için, “...canımızı da fedâ etsek, ömrümüzü de ona vakfetsek, zulümden zulüme de sürüklensek, ömrümüzün nihayetine kadar şükran secdesinden de kalkmasak bize yine ucuzdur.” hükmü yer alırken, yine aynı eserde “Bundan sonraki hayatı kendimize değil, belki hak ve hakikate vakfetmeliyiz.” davetiyle ömrü vakfetmenin lüzumuna dikkat çekilmektedir.
Aynı eserin bir yerinde münafıkların inadına, Üstadımızın dediği gibi “Zaman, İslâmiyet fedâisi olmak zamanıdır.” dedikleri aktarıldıktan sonra, dünyalarını terk ederek kendilerini “Risale-i Nur’a vakfettikleri” bildirilmektedir.
Barla Lâhikası “Takdim” yazısında Saff-ı Evvel Nur Talebesi ağabeyler, Üstad Hazretlerinin “Bütün nev-i beşerin en ehemmiyetli meselesi olan erkân-ı imaniyeyi ve beşerin medar-ı saadeti ve umum İslâm’ın esas ve rabıta-i uhuvveti bulunan Kur’ân’ın hakaik-i imaniyesini bulmak ve muhtaçlara buldurmaya hayatımı vakfettim” sözünü nakletmişlerdir. Bütün insanlığın saadetine hizmet için hayatını vakfettiğini beyan eden Üstad, elbette biz talebelerinden de benzer fadakârlıkları beklemiş, binlerce Nur Talebesi Onun sağlığında ve vefatından sonra da hayatlarını vakfetmeye devam etmişlerdir. Üstad Hazretleri Şualar’da hayatının tamamını iman ve Kur’ân hakikatleri için “Bütün vaktimi ve hayatımı hakaik-i imaniye ve Kur’âniyeye hasr ve vakfetmişim.” demektedir.
Yine aynı eserinde Bediüzzaman Hazretleri kendisine yapılan tüm haksızlık ve zulümlere karşı Allah’ın yardımına dayandığını ve bu milletin imanının kurtulması ve saadete mutluluğa erişebilmeleri için “...bu milletin saadetine ve imanının kurtulmasına hayatımı........
