The Eilat! İsrail işgalin denizlere açılan yüzü
Geçtiğimiz günlerde Yeni Ankara gazetesinde yayımlanan THE GOLAN (Golan Tepeleri) Efsanelerden Jeopolitiğe Uzanan Bitmeyen Mücadele başlıklı stratejik analizimizde Golan Tepelerinin yalnızca İsrail ile Suriye arasında tartışmalı bir toprak parçası olmadığını aynı zamanda Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini şekillendiren kritik bir jeopolitik merkez olduğunu ortaya koymuştuk. Analiz dosyamızın tam metni de okuyucularımızın erişimine açılarak konunun tüm yönleriyle değerlendirilmesine imkân sağlandı.
Aslında THE GOLAN, daha büyük bir jeopolitik satrancın yalnızca ilk hamlesiydi. Çünkü İsrail'in bölgesel güvenlik anlayışı yalnızca Golan Tepeleri ile sınırlı değildir. Bu güvenlik yaklaşımı, zaman içerisinde işgalci statükoyu kalıcılaştırmayı hedefleyen daha geniş kapsamlı bir jeopolitik stratejiye dönüşmektedir. Golan'da başlayan bu süreç, Akabe Körfezi'nden Kızıldeniz'e, oradan Babülmendep Boğazı'na ve Afrika Boynuzuna kadar uzanan geniş bir güvenlik kuşağı içerisinde değerlendirilmelidir.
Bugünkü yazımız THE GOLAN stratejik analizimizin ikinci bölümünü oluşturmaktadır. Bu kez rotamızı İsrail'in Kızıldeniz'e açılan tek kapısı olan Eilat Limanı ile dünyanın en kritik deniz geçitlerinden biri olan Babülmendep Boğazına çeviriyoruz.
İsrail'in işgalci statüko dayatması, artık yalnızca Golan Tepeleri ve diğer kara sınırlarında şekillenen bir güvenlik politikası değildir. Bu strateji Kızıldeniz'i, Babülmendep Boğazı'nı ve Afrika Boynuzunu kapsayan çok katmanlı bir jeopolitik etki alanına dönüşmektedir. Golan'da başlayan bu güvenlik hattı, Eilat üzerinden Kızıldeniz'e, oradan Babülmendep Boğazı'na ve Afrika Boynuzuna uzanarak İsrail'in bölgesel güç projeksiyonunun deniz boyutunu ortaya koymaktadır. Bu yazıda İsrail'in işgalci statüko dayatmasının deniz jeopolitiğine nasıl taşındığını ve bu stratejinin Ortadoğu ile Afrika Boynuzunda değişen güç dengelerine nasıl yansıdığını ele alacağız.
İsrail denildiğinde kamuoyunun dikkatleri çoğunlukla Gazze, Batı Şeria, Golan Tepeleri ve Lübnan sınırına yönelmektedir. Oysa İsrail'in ulusal güvenlik doktrininin en kritik unsurlarından biri, ülkenin güney ucunda yer alan Eilat Limanıdır. Akabe Körfezi kıyısında bulunan bu liman, İsrail'in Kızıldeniz'e ve oradan Hint Okyanusu'na açılan tek deniz kapısı olma özelliğini taşımaktadır.
İlk bakışta küçük bir turizm ve ticaret kenti gibi görünen Eilat, gerçekte İsrail'in deniz güvenliği, enerji arzı, dış ticareti ve askerî hareket kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir stratejik merkezdir. Çünkü İsrail'in Asya pazarlarıyla deniz bağlantısının önemli bir bölümü bu liman üzerinden sağlanmaktadır. Eilat'ın güvenliği yalnızca limanın korunması anlamına gelmemekte aynı zamanda Kızıldeniz'deki deniz ulaşımının kesintisiz devam etmesiyle doğrudan ilişkilendirilmektedir.
Tam da bu noktada İsrail'in güvenlik anlayışı, kara sınırlarının ötesine taşmaktadır. Golan Tepeleri nasıl kuzeyde bir güvenlik kalkanı olarak görülüyorsa, Eilat da güneyde deniz ticaretinin ve stratejik........
