Fetö’de örgüt sadakati
Bu yazıyı yaklaşık iki yıl önce kaleme almıştım. Aradan geçen iki yıl, Türkiye’nin güvenlik gündeminde ve FETÖ terör örgütüyle mücadelede önemli gelişmelere sahne oldu. Ancak bugün geriye dönüp baktığımda, o gün ortaya koyduğum bazı tespitlerin yalnızca dönemin şartlarını anlatmadığını, örgütün çalışma mantığını ve en önemli unsurlarından biri olan örgütsel sadakat anlayışını anlamak açısından hâlâ önem taşıdığını görüyorum.
İki yıl önce yazdığım bu değerlendirmeyi bugün yeniden gündeme getirmenin amacı geçmişi tekrar etmek değil; geçmişte ortaya konulan tespitlerin bugün geldiğimiz noktada ne ifade ettiğini yeniden sorgulamaktır.
Çünkü terör örgütleri yalnızca kadrolarıyla değil, mensuplarının zihninde oluşturdukları bağlılık ve itaat mekanizmalarıyla varlıklarını sürdürürler. FETÖ açısından bakıldığında ise örgütsel sadakat meselesi, mücadelenin en kritik başlıklarından biri olmaya devam etmektedir.
Bu nedenle, iki yıl önce kaleme aldığım “FETÖ’de Örgüt Sadakati” başlıklı yazımı, aradan geçen zamanın ışığında yeniden okuyucunun dikkatine sunuyorum.
FETÖ terör örgütü mensubu ve sempatizanı örgüt üyelerinin hiçbir zaman örgüte olan sadakatlerini bırakmayacakları;
Ülü’l-emr’e itaatin kelime anlamı olarak Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nde “emir sahipleri” manasına geldiği, ayrıca “İslam toplumunda üst yöneticileri ve toplumsal otorite sahibi kimseleri anlatan bir tabir” olduğu belirtilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geçen Ülü’l-emr’e itaat, En-Nisâ 4/59 ve En-Nisâ 4/83 ayetlerinde geçmektedir. Bu emrin ilk ayete bağlı olarak, devlet başkanının yanında üst yöneticilerden ve devlet yetkisi kullanan kamu görevlilerinden kastedildiği görülmektedir.
Ayette bu şekilde Ülü’l-emr geçse de FETÖ terör örgütü tarafından nasıl kullanıldığına bakalım:
Şakirdin, müridin, örgüt üyesinin → örgüt abisine itaati → örgüt abisinin bölge abisine itaati → bölge abisinin il abisine itaati → il abisinin Türkiye abisine itaati → Türkiye abisinin kıta abisine itaati → kıta abisinin FETÖ istişare (Yüceler Grubu’na) itaati → örgüt lideri Fetullah Gülen’e itaat → Allah’a itaat.
Yani FETÖ örgütünde, örgüt abisine itaat edersen dolayısıyla ve sinsice Fetullah Gülen’e itaat etmiş olursun.
En-Nisâ Suresi’nin 4/59. ayetinde Yüce Allah, “Allah’a, Peygamber’e ve Ülü’l-emr’e itaat” edilmesini emretmektedir. Burada çok hassas bir nokta vardır ki FETÖ örgütü lideri, Ülü’l-emr’e itaati doğrudan kendisine yönelterek, isteyerek kendisini peygamber yerine koymuştur.
Şimdi gelelim Ülü’l-emr’e itaatin zamanımızdaki karşılığına.
FETÖ terör örgütünün yayın organlarından olan Çağlayan Aylık İlim ve Kültür Dergisi’nin Mayıs 2018 yılında yayımlanan sayısında Mehmet Canpolat isimli kişi tarafından kaleme alınan bir yazıda, Yahudi-Alman asıllı toplum bilimci ve yazar Eric Hoffer’in Kesin İnançlılar (Kitle Hareketlerinin Anatomisi) kitabından örnekleme yapılarak şunlar yazılmıştır:
“Eric Hoffer, hayali vaatlerle fanatikleşen yığınların diğer insanlara her türlü kötülüğü yapabileceklerini altını çizer. Kitle ruh haletine teslim olanlar için ‘intihar komandosu’ olma normal hale gelir. Nefret ve ölüm kitlelerinin içindeki bu insanlar genellikle kendi kimliklerini bütünüyle kaybeder. Kişiler o kadar yozlaşır ki en ağır suçları intihap ederken bile vicdan azabı duymazlar.”
FETÖ örgütünün yayın organı olan Çağlayan Dergisi’nde Eric Hoffer’dan alınan bu alıntının derginin sayfasının tam ortasına kabartma puntolarla yazılmasının tek bir anlamı olabilir. FETÖ terör örgütü üyelerinden, zamanı ve şartları geldiğinde “intihar komandosu” olma algısı yarattığı ve onları bu yönde şartlandırdığı açıkça........
