Ah Eski Bayramlar
Bir zamanlar bayram yaklaşırken önce çarşı değişirdi. Sanki şehir, bambaşka bir ruha bürünürdü. Esnafın yüzü güler, vitrindeki şekerler parlar; kumaşçılar top topkumaş satar, adeta bayramlıkların kokusu sokakları sarardı. Ayakkabıcıların önünde çocuklar heyecanla bekler, babalar tek tek çocukların üstünü başını tamamlamaya çalışırdı.
Arife günü evlerde bambaşka telaşlar olurdu: temizlikler yapılır, baklavalar hazırlanır, arife suyuyla banyolar edilirdi… Hele bir de çocuklar varsa, bayramı karşılayan o gecenin sabahı zor olurdu. Sabah erkenden kalkılır, güzel kıyafetler giyilir; bayram namazına gidilir, camiden dönen büyüklerin elleri öpülür, komşu ziyaretleri yapılır, sofralar paylaşılırdı. Kısacası bayram, insanı insana yaklaştıran bir köprüydü.
Bugün ise bayramlar, eski coşkusunu sessize almış gibi… Eski bayramlarda Ankara’da Ulus, orta direk insanların alışveriş merkeziydi. Şimdi ise bu heyecan, online alışveriş sepetlerine kaldı. Bayram ziyaretlerinin yerini görüntülü aramalar aldı. Kabul edelim, geleneklerimiz modern hayatın hızına yenildi.
Oysa bayram dediğimiz şey, biraz tatlı bir zahmet isterdi. Yol gitmek isterdi, kapı çalmak isterdi, güzel sofralar kurmayı gerektirirdi… Bu tatlı telaşların içinde akrabalığın bereketi saklıydı. Uzun uzun gönül köprüleri kurulurdu bu telaşların içinde.
Belki de mesele bayramların değişmesi değil… Belki mesele, bizim bayramlara eskisi kadar değer vermememiz. Artık bayramlar, yerini yurt dışı tatillerine ya da birkaç günlük deniz kaçamaklarına bıraktı. Kimse artık yakınlarına bayramlarda süslü rafyalarla hazırlanmış şeker kutularını, mis gibi kokan limon kolonyalarını, taze çekilmiş kahveleri götürmüyor. Hatta bunları vakit kaybı olarak görenler bile var.
Oysa anmak ve anılmak güzel şey. Bayramlarda yaşlılarımız, “Çocuklar gelecek mi?” diye cam kenarlarında bekliyor. Bizim kültürümüzde bayramlar ve ziyaretler çok önemli. Bu kıymetli zamanlar kalplerden yavaş yavaş çekilirse, geriye sadece başkalarının kurduğu bir kültür yozlaşması kalır.
Korkarım ki bir nesil sonra “bayram” diye bir şey kalmayacak.
Hadi gelin, bu bayram kabir ziyaretlerini, yaşlı ziyaretlerini, komşu ve akraba ziyaretlerini ihmal etmeyelim. Biz kalplerimizi bayrama kapatmaya devam edersek, bayram sadece takvimde bir yapraktan ibaret kalacak. İşte o gün, bayramı gerçekten kaybetmiş olacağız.
Şimdiden herkese şeker tadında bir bayram diliyorum.
