Hayatımızdaki gereksiz yükleri neden taşımaya devam ediyoruz?
Bazen insanı yoran hayatın kendisi değil, bırakmaya bir türlü cesaret edemediği şeylerdir.
İnsan, hayatı boyunca pek çok şey biriktiriyor. Anılar, kırgınlıklar, pişmanlıklar, yarım kalmış konuşmalar, karşılık bulmayan sevgiler ve bir türlü kopamadığı ilişkiler… Zaman geçtikçe bunların bazıları geride kalıyor, bazılarıysa görünmez bir yük gibi insanın omuzlarında taşınmaya devam ediyor. Asıl soru şu: Bizi yoran şeyleri neden hayatımızdan çıkarmak yerine onlarla yaşamaya alışıyoruz?
Belki de sorun, neyi taşımamız gerektiğini değil, neyi artık bırakabileceğimizi bilemememizdir.
Bir düşünün… Artık size iyi gelmeyen bir arkadaşlık, her konuşmanın sonunda kendinizi suçlu hissettiğiniz bir ilişki ya da yıllar önce yaşanmış bir olayın hâlâ zihninizde dönüp durması… Bunların hiçbirini her gün yanınızda taşımak zorunda değilsiniz. Ama çoğu zaman taşıyoruz. Çünkü insan, alıştığı acıyı bile yabancı olduğu huzura tercih edebiliyor.
Bırakmak Neden Bu Kadar Zor?
İnsan yalnızca sevdiği şeylere değil, alıştığı şeylere de bağlanıyor. Bir ilişkinin içinde mutsuz olabiliriz ama yalnız kalmaktan korktuğumuz için devam ederiz. Bir işte kendimizi tüketebiliriz ama yeni bir başlangıcın belirsizliğinden çekiniriz. Geçmişte yapılan bir haksızlığı unutamayız çünkü unutursak yaşadıklarımızın önemsizleşeceğini düşünürüz.
Oysa bırakmak, yaşananları inkâr etmek değildir. Bırakmak, geçmişin bugünkü hayatımızı yönetmesine izin vermemektir.
Bazen bir insandan değil, onun bir gün değişeceğine dair umudumuzdan kopamayız. Bazen gerçekleşmemiş hayallerimizi taşırız. Bazen de yıllar önce verdiğimiz bir kararın yanlış olduğunu kabul etmek istemeyiz. Çünkü o zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekir: Bunca zaman ne için mücadele ettim?
İşte tam bu noktada, geçmişe harcadığımız zamanın hatırına geleceğimizi de aynı yere bağlarız. Oysa bir şeye çok emek vermiş olmak, onu sonsuza kadar sürdürmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.
Her Şeyi Üzerimize Almak Zorunda mıyız?
Günlük hayatın içinde başkalarının beklentileriyle kendi isteklerimizi birbirine karıştırıyoruz. Herkesi memnun etmeye çalışıyor, kimse kırılmasın diye kendi sınırlarımızı aşıyor, bazen sırf yanlış anlaşılmamak için kendimizi defalarca açıklıyoruz.
Bir süre sonra başkalarının sorunları da bizim sorumluluğumuzmuş gibi........
