En çok kaybettiğimiz şey birbirimize tahammül
Bir toplumun gücünü ölçmek için sadece büyük projelere, kalabalık meydanlara ya da yüksek sesli tartışmalara bakılmaz. Asıl ölçü, insanların birbirine ne kadar tahammül edebildiğidir. Çünkü birlikte yaşamak, sadece aynı coğrafyayı paylaşmak değil; aynı zamanda farklılıklarla yan yana durabilme becerisidir.
Bugün dönüp baktığımızda en büyük kaybımızın tam da burada olduğunu görüyoruz.
Eskiden farklı olmak bu kadar zor değildi. Aynı mahallede farklı düşünceler, farklı hayatlar yan yana yaşayabiliyordu. İnsanlar anlaşamayabilir ama yine de selamlaşırdı. Tartışma olurdu ama düşmanlık doğmazdı. Aynı sokakta yaşayan insanlar, bayramda birbirinin kapısını çalar, cenazede omuz omuza dururdu. Fikir ayrılıkları, ilişkileri tamamen koparan bir unsur değildi.
Şimdi ise en küçük fikir ayrılığı bile büyük kopuşlara dönüşüyor.
Çünkü artık tahammülümüz azaldı.
Birine katılmadığımızda onu anlamaya çalışmak yerine, hızla karşı cepheye yerleştiriyoruz. İnsanları dinlemek yerine etiketliyoruz. Bir cümleyle yargılıyor, bir bakışla mesafe koyuyoruz. Üstelik bunu yaparken çoğu zaman karşımızdakini gerçekten tanımıyoruz bile.
Bu sadece bireysel bir değişim değil; toplumsal bir kırılma.
Tahammül azaldıkça, birlikte yaşama kültürü zayıflar. Herkes kendi gibi olanlarla bir arada kalmak ister. Farklılıklar tehdit gibi algılanır. Oysa bir toplumu zengin yapan şey, tam da o farklılıklardır. Farklı sesler, farklı bakış açıları, farklı hayat deneyimleri… Bunlar bir araya geldiğinde........
