Batı medeniyetinin karanlık mirası: Cadılar ve Hekimler! Şifacı kadınların kanı üzerine kurulan tıp saltanatı
Batı medeniyetinin karanlık mirası: Cadılar ve Hekimler! Şifacı kadınların kanı üzerine kurulan tıp saltanatı
İstatistikleri bir kenara bırakın, size asıl gerçeği anlatayım.
Bugün Türkiye’de büyük bir çoğunluk "Batı medeniyeti" hayranlığı içerisinde, dostu düşman, düşmanı ise dost tanıyarak büyüyor.
Bu acı tabloyu ispatlayacak yüzlerce örnek verebilirim ancak bugün sadece biriyle yetinelim.
Tarih kitapları bize "Cadı avlarını" Ortaçağ’da karanlık bir batıl inanç dönemi olarak anlatsa da, gerçeklerin ardında yatan ekonomik ve bilimsel yağma çok daha derindi.
"Cadı" denilerek canavarlaştırılan kadınlar, aslında Anadolu'dan Avrupa'nın içlerine kadar uzanan kadim bir şifa geleneğinin son temsilcileriydi.
Annelerinden, anneannelerinden tevarüs ettikleri bitki ilmini kullanan bu kadınlar, bugün "kocakarı ilacı" denilerek küçümsenen ancak özünde doğanın saf reçetelerini barındıran yöntemlerle insanlara hizmet ediyor, şifa dağıtıyorlardı.
Orta Çağ ve sonrasında kilise, bu şifacı kadınlara sadece inanç gerekçesiyle savaş açmadı.
O kadınlar kilise rahiplerinin, papazlarının yapamadıklarını yapıyordu.
Bu kadınlar, halkın gözünde kilisenin dogmalarından daha etkili bir güce; yani "şifa verme" yeteneğine sahipti.
Onları "Witch" (Cadı) olarak damgalayıp meydanlarda yakmadan önce, Batı dünyası çok daha sinsi bir yöntem izledi.
Cadı avı başladı ve kadınlar işkence hanelere alındı. Her bir şifacıdan hangi otun hangi hastalığa iyi geldiği, ilaçların formülleri ve hazırlama teknikleri işkenceyle tek tek sökülüp alındı.
Şifacı kadınların atalarından aldığı bilgi tamamen........
