Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak...
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 81. oturumu bize yine şunu gösterdi ki; zalim ülkelere karşı tıpkı ülkemiz başta olmak üzere masaya yumruklarını vuran ve tüm dünyaya zalimlerin zalim olduklarını hatırlatan sözler sarfedildi... New York’taki Genel Kurul görüşmelerinde Gazze ve Filistin meselesi, İran krizi, Rusya-Ukrayna Savaşı, Sudan ve diğer çatışmalar, iklim değişikliği, kalkınma finansmanı, yapay zeka ve büyük güç rekabeti yine ön plana çıktı.
Genel Sekreter Antonio Guterres, Kurula yaptığı son konuşmasında bu sorunları birbirinden bağımsız krizler olarak değil küresel güç dağılımındaki dönüşümün farklı yansımaları olarak değerlendirdi. Guterres’in tanımladığı savaş-barış, eşitsizlik, iklim değişikliği ve yapay zeka başlıkları, aslında uluslararası toplumun aynı anda karşı karşıya bulunduğu 4 temel “güç testi”ni de ortaya koymuş oldu.
Aslında tam da BM'nin bugün geldiğimiz 2026 yılında hâlâ insanlık için yeterli seviyede olmadığının da izlerini maalesef yine gördük. Neden mi? Çünkü bir soykırımcı olan katil Netanyahu bile burada gelip konuşma yapabiliyorsa aslında bu bile büyük bir ayıp olarak tarihin tozlu sayfalarında yer alacaktır. BM'nin eski genel sekreteri olan Dag Hammarskjöld’ün meşhur ifadesi aslında bugünlere kötü de olsa ışık tutuyor doğal olarak... BM’nin amacı, insanlığı “cennete götürmek” değil “cehennemden kurtarmaktı” sözleriyle yol alan bir örgütten bahsediyoruz...
BM'nin yine krizleri çözemediğini ama krizlerin niteliğini dünya nezdinde daha da görünür hale getirdiği gerçeğini de eklemek lazım. Her defasında tüm ülkelerin deyim yerindeyse karın ağrılarını özgürce anlattıkları bir kürsüden........
