Risale-i Nur’un iç mantığı veya düşünce sistematiği
Risale-i Nur’un iç mantığını oluşturan kavramları şu şekilde sıralamak mümkündür: Acz, fakr, şefkat, tefekkür, şevk, şükür, mana-yı ismi, mana-yı harfi, niyet, nazar, tevafuk, iktiran, tesanüt, teavün.
Bu kavramlar Risale-i Nur’da sadece psikolojik olguyu değil, aynı zamanda ontolojik vakayı ifade eder; bir fıtrat kanunu olarak ele alınır. Ve düşünce sistematiğine girince hepsi birbiriyle bütünleşir.
Bu sebeple de hangi konu işlenirse işlensin diğer konularla aralarında bir vahdet çizgisi oluşur. Ayrı ayrı zamanlarda, ayrı ayrı mekanlarda ve ayrı ayrı sebepler altında yazılmalarına rağmen düşüncedeki vahdet bozulmaz ve asla birbirini nakzetme gibi bir hataya düşülmez. Esasen bu hal Kur’an’i bir mazhariyettir. Nitekim ayette:
“Hâlâ Kur’an’ın üzerinde gereği gibi düşünmezler mi? Eğer o, Allah’tan başkasından gelmiş olsaydı, onda pek çok çelişki bulurlardı.” (Nisa, 82) denilmektedir.
Kur’an, 23 yıllık bir süreçte, farklı mekanlarda (Mekke ve Medine) ve çok farklı toplumsal/tarihsel olaylar üzerine parça parça indirilmesine rağmen, içinde hiçbir mantıksal, bilimsel veya edebi çelişki barındırmaması onun ilahi kaynağına bir delildir.
Kuran-ı Kerim’de mucize olarak bulunan bu hususiyet, ilahi bir lütuf ve ihsan olarak onun manevi tefsiri Risale-i Nur’a da yansımış ve Risale-i Nur’un iç mantığını meydana getiren kavramların sürekli vahdet ve tevhid disiplinlerine bağlanmasıyla külliyat çelişki, ihtilaf ve tenakuzdan korunmuştur.
Vahdetten maksat, bütün yaratılmışların tek elden yaratılmış olduğu hakikati; tevhidden maksat da zat, sıfat, esma ve fiillerinde Allah’ın hiçbir şeriki olmadığı gerçeğine hakkalyakin iman vakasıdır.
Tevhid tek başına bir yoldur, insanı, Allah’ın vahdaniyet sıfatına ulaştırır. Vahdaniyet sıfatının arşı kelime-i tevhiddir. Bu arşa ulaşanlar kelime-i tevhidin bütün mertebelerine mazhar........
