Yok abi, bu Diyanet canımı çok sıkıyor çok!
Düşünün bir kere; sen Türkiye’nin en zengin kurumu olacaksın, binlerce cami arsası ile, binlerce Kur’an Kursu arsası ile, yüz binin üzerinde personel özlük hakları ile senin hizmetinde olacak, her Cuma milyonlarca cemaat camilerine gelecek, onları sessiz ve sakin şekilde, kimse kimsenin ayağına basmadan konsolide edeceksin; bir hafta olsun hutbede benim şirketten bahsetmeyeceksin!
Reva mı bu? Öbür hafta falan markanın reklamını yapmayacaksın!
Diyanet İşlerini yol gösterici olmak tarzıyla zaman zaman biz de eleştiririz. Maksadımız eğri gördüğümüz hususların düzeltilmesi tabii biz taşradan eğri görürüz de tepede işlerin rengi öyle değildir. Onu sadece Allah bilir.
Nedense Türkiye’de Diyanet’e düşman iki ana akım var. Başkada var ise de onları saymıyorum.
1- Diyanet hiç olmasın, hiç ezan okunmasın diyenler. Onlar daha çok belli safta duranların bir kesimi. Az bile eleştiriyorlar. Her gün ağız dolusu eleştirmeliler. Çünkü ne kadar akıllarını çenelerine indirip salyalarını akıtsalar Allah belalarını içlerinden veriyor; iktidara gelemiyorlar.
2- Belli, yaygın bir cemaat taraftarları. Güya Diyanet’i kendilerine rakip görüp yok olmasına sevinçten göbek atacaklar gibi.
İstiyorlar ki özellikle DİB başkanı eleştirilere cevap versin, bizi muhatap alsın, seviyemize insin, yıpratalım da yıpratalım.
Şunun bilinmesini isterim. DİB, orada çalışanların ne cemaatidir, ne tarikatıdır. Orası onların mülkü değildir. Hepsi oranın bir memurudur. O kurumun devlete bağlanması gerektiğini de M.K kararlaştırmıştır. Sebep:........
