Sorun ekonomi değil, ruh meselesi
Sorun ekonomi değil, ruh meselesi
Bugün yaşadığımız krizleri yalnızca ekonomi başlığı altında ele almak, meselenin kendisini ıskalamaktır. Çünkü ekonomik dalgalanmalar çoğu zaman bir sebep değil; daha derinde yaşanan bir çözülmenin sonucudur. Asıl mesele rakamlarda değil; ruhta, zihniyette ve anlam dünyasında yaşanan kırılmadadır.
Bir millet düşünün: Toprağını savunmuş, devletini ayakta tutmuş, tarih boyunca nice badirelerden geçmiş… Fakat bütün bunlara rağmen kendine olan inancını yitirmiş. İşte asıl çöküş burada başlar. Çünkü milletler yalnızca bütçeleriyle değil; inançları, değerleri ve ortak hafızalarıyla ayakta durur.
Yakın tarihimize baktığımızda, karşı karşıya kaldığımız asıl sorunun bir “yoksulluk” meselesi değil, bir yön kaybı olduğu görülür. Kendi geçmişiyle bağını zayıflatan, köklerini yük gibi gören bir anlayış, ister istemez geleceğini de belirsizliğe teslim eder. Tarih sadece hatırlanacak bir arşiv değil; bugünü anlamlandıran bir bilinçtir. Bu bilinç zayıfladığında toplum kendini........
