Hikâye değil gerçek
Hikâye değil gerçek
AHMET TALİB ÇELEN
Seyyid Ahmet Arvâsî, benim en erken tanıdığım milliyetçi/Müslüman tefekkür adamıdır diyebilirim. Bir taşra kasabasında bir lise talebesi olarak onun çapında bir fikir adamını tanımak, yazılarına tutulmak ve her yazısını içer gibi okumak az buz bir imkân ve nasip değildir.
Solcuların karşısında hamâset ağırlıklı kitaplarla durmak yeterli gelmiyordu. Hamâseti küçümsüyor değilim ama yeterli gelmiyordu. Bize de kültür, sanat, edebiyat, fikir, felsefe, doğru dînî bilgi… gerekiyordu. İşte Seyyid Ahmet Arvâsî Hoca’mız bizde eksik olanı veriyordu. Hem de ne veriş! Eğitimci olması hasebiyle insanı tanıyor ve bilginin insana nasıl iletileceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden yazıları çok iknâ ediciydi. Yazılarını okuduğum bir Kur’an kursu hocamızın “Sen bu yazıları okudukça sanki beynimde bir sürü düğüm varmış da bunlar pıt pıt çözülüyormuş gibi.” sözünü unutamam.
1932’de dünyâya gelen merhum hocamız, 31 Aralık 1988 gecesi daktilosunun başında vefât etti. Çile ve mücâdele dolu hayâtından geriye yetiştirdiği binlerce din-vatan-millet sevdâlısı talebeleri ve pek kıymetli eserleri kaldı. Hep söylediğimi tekrarlayayım: Onun eserlerini yeni nesillerle buluşturmak bir bekâ meselesidir. Hele de gençlerde dînî, millî, vatanî âidiyet duygularının neredeyse sıfırlandığı günümüzde… Kitapları bütün okul kütüphânelerine girmeli, ders kitaplarına hayâtı ve eserlerinden parçalar alınmalıdır. Vefâtının 38. senesinde hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Bugün yazılmış gibi tâze bir yazısı ile hocamızı yâd edelim:
HİKÂYE DEĞİL GERÇEK
Öğretmenlik hayatım boyunca her öğretmen gibi ben de, belki........
