Mübarek bayram günü Amerika-İsrail katliamı ve sporu konuşma zorunluluğu...
Mübarek bayram günü Amerika-İsrail katliamı ve sporu konuşma zorunluluğu...AHMET GÜLÜMSEYEN
Savaşın yıkımı, ihanetin bedelinin dünya üzerine yayıldığı bir dönemde, kendi kendimizi sorgulama ve doğruya uzanmamız gereken bir süren doruğundayız. Mübarek Kur’an ayı Ramazan-ı Şerif’i geride bırakıp, Ramazan bayramını idrak ettiğimiz topraklarda, komşularımı konumdaki İslam beldelerini ‘üs’ haline getiren Batılı, emperyalist güçler, Müslümanların yaşadığı toprakları kan gölüne çevirmek için birbirleriyle var güçleriyle ittifak içerisindeler. Amerika-İsrail’in başrol oynadığı şeytani anlayış, Filistin’den sonra İran’ı gözüne kestirdiği, bu saldırılarda gözü dönmüşlük, acımazlığın ne manaya geldiğini görmekteyiz. Tarihte haçlı ve siyonist saldırıların bugün, içinde yaşadığımız zaman diliminde apaçık şahit olmaktayız. Bu durum bizlere sorumluluk yüklemektedir…
ARAP ÜLKELERİNDE Kİ ABD ÜSLERİ
İran-Irak savaşı, Suriye’de katledilen masum insanlar, Filistin’de yaşatılan soykırım ve Lübnan’da patlayan bombalar, dost ile düşmenin kim olduğu ve bu gücün hangi dilden anlayacağını kestirmek güç değil. Amerika’nın kendi içinde beslediği siyonist anlayışın, on bin km öteden gelip coğrafyaları kan gölüne çevirmesi, aşırı bencillik ve aç gözlülüğün doruğa çıkması, zalim ve acımazlığa başka bir örneklenmesine gerek bırakmıyor. Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Dubai…İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme kapsamında 28 Şubat’tan bu yana adı geçen 7 arap ülkesindeki ABD üslerine füze ve İHA saldırıları düzenliyor, ajans haberlerini okurken, vurulan noktaların İslam beldelerinden öte, hangi haçlı-siyonist hakimiyeti etkisi altında, hangi akıl tarafından yönetildiğinin gerçeğini ortaya koyuyor…
TARİHİ DOĞRU OKUMAK VE DERSLER ÇIKARMAK
Ders alınmayan tarihin, tekrar yaşanması madem kaçınılmaz bir durum, tarihte yaşananları doğru kaynaktan öğrenme ve anlatmak gibi kaçınılmaz sorumluluğumuz var. Aksi bir durum da bugün ‘Güç bende, ben isteğimi yaparım’ diyen anlayışın, Ortadoğu’da gerçekleştirdiği ‘işgal-katliam-zulüm’ kaçınılmaz bir hal alır. Tüm bunları söylerken şuan okumakta olduğum ‘İslami Diliş ve Islahat’ isimli kitapta (*) şu satılara dikkat kesiliyor, müsaadenizle sizlerle paylaşmak istiyoruz; “19. asır ikinci yarısında ortaya çıkan Batı Emperyalizmine karşı direniş hareketinin temsilcisi Cemalettin Afgani (1839-1897) hem Müslümanları ilgilendiren içteki kusurları, hem de dış dünyanın olumlu ve olumsuz yanlarını biliyordu. Çünkü dünyanın dört bir yanını gezip dolaştı. Afgani, önce Doğu ülkelerinden Hindistan, Mısır, Hicaz, İran, Irak ve İstanbul’u dolaştı. Sonra Batı ülkelerinden Londra, Paris, Münih ve Rusya’nın Petersburg şehrini gidip gördü…Batı emperyalizmi, içindeki kusurları sebebiyle kusurlarını gücünü neredeyse tüketmiş Müslüman Doğu’yu zelil etmek veya yok etmek suretiyle, tarihsel statüyü kendi lehine çevirmek sevdasındadır. Cemalettin Afgani şöyle demekte; “İslam dini, kuvvet ve şiddet, izzet ve fetih istemek, şeriatına aykırı tüm kanunları reddetmek, hükümlerini uygulama yetkisine sahip olmayan her türlü yöneticinin otoritesini tanımamak üzerine kurulmuştur. İslam’ın esaslarına bakan ve Allah’ın indirdiği kitabın surelerinden herhangi birini okuyan bir kimse kesinlikle şunu hükmeder Müslümanların dünyada bir numaralı savaşçı millet olmaları, teknik araç ve silahları keşfetme........
