menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler: 13. Bediüzzaman Sempozyumu’nun ardından

11 0
20.10.2026

Çağımız maddecilik, hız ve dijitalleşmenin kıskacında boğuşuyor. Bu sancılı dönemde, İstanbul’da 5 kıtadan ve 60’ı aşkın ülkeden gelen yüzlerce ilim ve fikir insanı, günümüzün küresel krizlerine Kur›an ve Sünnet penceresinden çözümler sundu.

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı (İİKV) tarafından düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, insanlığın ruhundaki büyük boşluğa ilaç niteliğindeydi. Felsefeden sosyolojiye, hukuktan iletişime, psikolojiden ilahiyata kadar pek çok farklı disiplinden ilim adamının sunduğu bildiriler, Bediüzzaman’ın fikirlerinin çağdaş sorunları teşhis ve tedavi etmedeki ehemmiyetini yine gözler önüne serdi.

Sempozyumun en güçlü mesajlarından biri, sosyal, siyasi, iktisadi ve ekolojik krizlerin kökeninin aslında manevî olduğudur. Bediüzzaman’ın “mânâ-yı harfî” nazarı, (varlığı kendi Yaratıcısı” adına okuma ve anlamlandırma) kâinatla ve insanla kurduğumuz bozuk ilişkiyi onaracak yegâne pusuladır.

Sempozyumda, çağımızın “kuvveti hakka tercih eden” mimsiz medeniyet anlayışına karşı, Kur’an medeniyetinin “hakkı kuvvete esas alan” adalet anlayışı vurgulandı. Zulmün failine veya mağdurun kimliğine göre değişmeyen, “bir masumun hakkını bütün insanlık için dahi feda etmeyen” mutlak adalet (Adalet-i Mahza) ilkesi, küresel barışın tek çaresi olarak sunuldu. Bediüzzaman, “Hak kuvvettedir değil, kuvvet haktadır” der.

Çatışmanın ve kutuplaşmanın tırmandığı bir dünyada sempozyumdan yükselen en gür sadâ, “Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yok” düsturu oldu. Kendi yapıcı........

© Yeni Akit