menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu CHP’den ana muhalefet olmaz

27 0
18.05.2026

Bu CHP’den ana muhalefet olmaz

Türkiye’de siyasal partiler, toplumsal kimliklerin, sınıfsal aidiyetlerin, kültürel kutuplaşmaların ve tarihsel hafızanın taşıyıcılarıdır. Bu nedenle bir partide yaşanan kriz, sosyolojik bir çözülme biçimi olarak da okunmalıdır. Bugün Türkiye siyasetinde en dikkat çekici olgulardan biri, ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki tartışmaların artık ideolojik düzlemi aşarak güven, meşruiyet ve ahlaki temsil krizine dönüşmesidir.

Siyasal bilim açısından bakıldığında, uzun süre muhalefette kalan partilerde iki temel eğilim ortaya çıkar. Birincisi; kurumsal direnç geliştirip ideolojik omurgayı güçlendirmek, ikincisi ise “iktidara ulaşma arzusu” uğruna ilkesel savrulmalar yaşamaktır. Bugünkü CHP tartışmalarında görülen tablo, ikinci eğilimin ağır bastığını düşündürmektedir. Çünkü parti içerisindeki iddialar artık klasik hizip mücadelesinin ötesine geçmiş, kamuoyunda “çıkar ağları”, “finans ilişkileri” ve “güç kümeleri” üzerinden okunmaya başlanmıştır. Tabii seçmen sosyolojisi bir de şunu merak ediyor: Acaba daha muhalefetteyken böyle şaibeli işlere karışan CHP, yarın bir gün iktidar olduğunda neler yapar?

CHP hakkında iddia edilen yolsuzluk dosyalarıyla ilgili son sözü, elbette adli mekanizmalar söyleyecektir.

Özellikle para trafiği, gayriresmî ilişkiler ve “talimatla yürüyen finansal süreçler” iddiaları, modern siyasetin en kritik kavramlarından biri olan kurumsal şeffaflığı doğrudan tartışmaya açmaktadır. Sosyolojik açıdan burada dikkat çeken nokta şudur: Seçmen kitlesinin önemli bir bölümü,........

© Yeni Akit