menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AKADEMİSYENLİKTEN DEVLET YÖNETİMİNE…

24 0
03.08.2026

AKADEMİSYENLİKTEN DEVLET YÖNETİMİNE…

Bu makalede Davutoğlu’nun kişiliğinden, muhafazakar kimliğinden ziyade siyasetteki duruşu, yapıp ettikleri değerlendirilmektedir. Bana göre Davutoğlu, iyi bir akademisyen, çaplı bir teknokrattır. Lakin akademisyenlik ayrı bir şey, siyaset ayrı bir şeydir. 

Ahmet Davutoğlu’nun kariyerinin en dikkat çekici yönü, klasik anlamda siyasetin içinden yetişmemiş olmasıdır. O, mahalle teşkilatlarından gelen, belediye başkanlığı yapan veya milletvekilliği basamaklarını yıllarca tırmanan bir siyasetçi değildi. Peki nasıl oldu da, siyasette zirveye kadar tırmanabildi? Akademik kariyerini uluslararası ilişkiler alanında inşa etmiş, özellikle dış politika üzerine yaptığı çalışmalarla tanınmış bir profesördü.

2002 sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dış politika vizyonunun oluşturulmasında danışman olarak görev aldı. Daha sonra Dışişleri Bakanlığı görevine getirildi. Türkiye’nin dış politika söyleminde önemli bir etkiye sahip olan Davutoğlu, özellikle “stratejik derinlik” yaklaşımıyla hem akademide hem de siyasette dikkat çekti.

2014 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından, parti içinde doğal lider olarak görüldü ve hem AK Parti Genel Başkanı hem de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı oldu. Bu yükseliş, halk tabanından gelen geleneksel siyasetçi profilinden çok, lider merkezli siyasi sistemlerde görülen “teknokrat lider” modelinin önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Ahmet Davutoğlu siyaseti bıraktığını, kurduğu partinin de siyasi hayatını noktaladığını açıkladı. Böylece Türk siyasetinde bir dönem “geleceğin lideri” olarak gösterilen bir isim, sessiz sedasız siyasi sahneden çekilmiş oldu. Bu gelişme sadece bir........

© Yeni Akit