menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sistem, Mezhep ve Sınıf

32 0
10.03.2026

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Radikal mezhepçi örgütleri tarih dışı, salt kültürel ya da teolojik bir sapma olarak açıklamak; onları mümkün kılan maddi zemini görünmez kılar. Modern Ortadoğu, emperyalist müdahaleler, enerji kaynakları üzerindeki paylaşım mücadeleleri ve küresel kapitalizmin eşitsiz gelişim dinamikleri tarafından şekillendirilmiş bir kriz coğrafyasıdır. Devletlerin çözülmesi, sınırların tarihsel-toplumsal gerçeklikten kopuk biçimde çizilmesi ve neoliberal yıkım programları; dinsel referanslı silahlı yapıların palazlanabileceği bir zemin üretmiştir. Siyasal İslamcılık bu bağlamda kültürel bir sapma değil, kapitalist dünya sisteminin kriz momentlerinde aldığı siyasal biçimlerden biridir.

Radikal yapılar yalnızca “şiddet örgütleri” değildir; çöken devlet kapasitesinin boşluğunda alternatif bir egemenlik formu üretmeye yönelen siyasal girişimlerdir. Irak’ta devlet aygıtının tasfiye edilmesi, ordunun dağıtılması ve mezhep kotasına dayalı siyasal düzenin kurulması, emperyalizmin “yeniden inşa” adı altında yürüttüğü kurumsal çökertmenin açık örneğidir. Bu zeminde yükselen yapı, vergi toplayan, mahkeme kuran, norm koyan ve zor yoluyla itaat üreten bir karşı-devlet pratiği geliştirmiştir.

Ancak burada kurulan düzen, soyut ve genel normlara dayalı bir hukuk sistemi değildir. Kişilerin dinsel ve toplumsal konumuna göre farklı muamele gördüğü hiyerarşik bir statü sistemi inşa edilir. Hak öznesi yurttaşın yerini, kutsal referanslara bağlılık derecesiyle tanımlanan itaat öznesi alır. Ceza fiile göre değil; konuma göre belirlenir. “Adalet” evrensel eşitlik ilkesine değil, yorum tekeline sahip otoritenin iradesine dayanır. İlahi adalet söylemi, dünyevi ayrıcalıkların kurumsallaşmasının ideolojik örtüsüne dönüşür.

Kadınların kamusal varlığının sınırlandırılması, mezhepsel ve etnik azınlıkların sistematik baskı altına alınması, gündelik davranış biçimlerinin suç kapsamına genişletilmesi; bireysel özgürlüğün bizatihi tehdit olarak kodlandığını gösterir. Toplum fiilen kategorilere ayrılır; yaptırım ve ayrıcalık bu kategorilere göre dağıtılır. Bu yapı, kapitalist kriz koşullarında ortaya çıkan otoriter bir yeniden düzenleme biçimidir.

Benzer şekilde Suriye sahasında ortaya çıkan silahlı mezhepçi yapılar, emperyalist müdahale ve bölgesel güç rekabetiyle parçalanmış bir alanda hareket alanı bulmuştur. Bu örgütler sistem dışı değildir; sistemin ürettiği siyasal ve toplumsal boşlukların ürünüdür. Kapitalist kriz devlet kapasitesini zayıflattığında, yoksulluk ve güvencesizlik kitleselleştiğinde, siyasal İslamcı hareketler “adalet” ve “düzen” söylemiyle meşruiyet üretir. Ancak bu meşruiyet sömürü düzenine karşı değil; onu farklı bir ideolojik form içinde yeniden tahkim etmeye yöneliktir.

Radikal mezhepçi örgütler, sınıf mücadelesinin bastırıldığı koşullarda kimlik temelli bir seferberlik yaratır. Emek-sermaye çelişkisini görünmez kılarak toplumsal öfkeyi mezhep ve inanç eksenine taşır. Böylece krizden doğan enerji devrimci bir hatta değil; gerici ve otoriter bir kanala akıtılır. Sorun yalnızca güvenlik değil; bu yapıları üreten........

© Yarın Haber