Sovyetler Birliği’nin düşmanca tavrının tanıkları
www.yildirimkoc.com.tr
Türkiye’de sosyalist harekette günümüzde bile birçok kişi, Sovyetler Birliği’nin ve Stalin’in 1945-1946 yıllarında Türkiye’den toprak ve üs talebinde bulunduğunu kabul etmemekte, bu iddiaların emperyalist güçlerin yalanı olduğunu ileri sürebilmektedir. Türkiye’de 1960’lı ve 1970’li yıllarda yaşanan “sağcı” – “solcu” bölünmesinde ve özellikle 1975-1980 döneminde yaşanan iç savaşta, Sovyetler Birliği’nin bu düşmanca taleplerinin de etkisi olduğu, Kemalist milliyetçilik anlayışının yerini milliyetçi-mukaddesatçı bir anlayışın almasında Sovyetler Birliği’nin etkisi dikkatlerden kaçmaktadır. Halbuki Sovyetler Birliği’nin bu talepleri güvenilir kaynaklarla kesin olarak kanıtlanmış durumdadır.
Georgi Dimitrov (1882-1949) 1935-1943 yıllarında Komintern’in genel sekreteriydi. Dimitrov’un günlükleri oğlu ve varisi Boyko Georgiev Dimitrov tarafından Bulgaristan Komünist Partisi merkez arşivinden 1991 yılında alındı ve kendisinin belirlediği bir uzmanlar grubu tarafından metin haline getirildi.
Georgi Dimitrov’un TÜSTAV tarafından yayımlanan Günlük-2 kitabında yer alan bilgiye göre, 25 Kasım 1940 günü Stalin’in Dış İşleri Komiseri Molotov’a söyledikleri son derece ilginçtir. Stalin şöyle diyordu: “Türkiye’ye gelince, üs isteyeceğiz ki, Boğazlar bize karşı kullanılmasın. Anlaşılan, Almanlar, İtalyanlar’ın Boğazlar üzerinde söz sahibi olmasını istiyorlar, ama onlar bizim bu alandaki ağır basan çıkarlarımızı tanımamazlık edemezler. BİZ TÜRKLERİ ASYA’YA KOVACAĞIZ. NEDİR ŞU TÜRKİYE? Orada iki milyon Gürcü, 1 milyon Ermeni, 1 milyon Kürt vb. var. Türkler sadece 6-7 milyon.” (Büyük harfler bana ait,YK)
Stalin ayrıca Bulgarlar’ın “Midye-Enez hattı üzerindeki” Edirne vilayeti üzerindeki hak taleplerini de desteklediğini söylüyordu. (Rüstem Aziz (çev.), Georgi Dimitrov Günlük-2, TÜSTAV Yay., İstanbul, 2004;36-37)
Bu iddianın yer aldığı metnin çevirisini kontrol etmek için kitabın İngilizcesine de bakıldı. Çeviriler büyük ölçüde örtüşmektedir. Belki “biz Türkleri Asya’ya süreceğiz” de denebilir. Ermeni sayısı da 1 milyon değil de 1,5 milyon olarak belirtilmektedir. (Ivo Banac, The Diary of Georgi Dimitrov, 1933-1949, Yale University Press, ABD, 2003;137)
Sovyetler Birliği’nin en yetkili kişisi konumundaki Stalin’in 1940 yılında (Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne 22 Haziran 1941 tarihinde başlayan saldırısından önce) Türkiye’ye bakışı böyleydi.
Türkiye ile SSCB arasındaki ilişkilerde sorunlar 1943 yılında başladı.
Sovyetler Birliği’ne bağlı olarak çalışan Türkiye Komünist Partisi, 1936 yılında Komünist Enternasyonal’den gelen talimat üzerine çalışmalarını durdurmuştu. Ancak TKP illegal çalışmalarına, yine talimat üzerine, 1943 yılında yeniden başladı. Bunun üzerine de tevkifatlar oldu. 1944 yılında TKP Davası ve 1945 yılında İleri Gençler Birliği davası açıldı. (Rasih Nuri İleri, 1944 TKP Davası, Tüstav Yayınları, İstanbul, 2003; R. N. İleri, 1945 İGB Davası, Tüstav Yayınları, İstanbul, 2003)
İkinci olumsuz gelişme, savaş sırasında İran’ın Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmiş olan kuzey bölgelerinde Sovyetler’in desteğiyle oluşturulan Mehabad Kürt Cumhuriyeti’ydi. Mehabad Kürt Cumhuriyeti 22 Ocak 1946 tarihinde kuruldu. Kızıl Ordu’nun İran’dan ayrılması sonrasında İran ordusu Mehabad Kürt Cumhuriyeti’nin silahlı güçlerini yendi ve 31 Mart 1947’de hareketin önderleri idam edildi. Mehabad yöneticilerinden Molla Mustafa Barzani 1947 yılında Sovyetler Birliği’ne sığındı ve 11 yıl 4 ay süreyle Sovyetler Birliği’nde kaldı. Sovyetler Birliği, Türkiye ve Ortadoğu politikalarında ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğinden yararlanmaya çalıştı. Bu durum Türkiye açısından diğer bir kaygı nedeni oluşturdu.
Sovyetler Birliği, çeşitli nedenlerle, Türkiye’yle 17 Aralık 1925 tarihinde imzalanmış olan Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması’nın 1945 yılında yenilenebilmesi için bazı talepler gündeme getirdi. Bu taleplerin gündeme getirildiğinin kanıtlarından biri, 1953 yılında Sovyetler Birliği tarafından Türkiye’ye verilen bir notada, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den bir talebinin olmadığının ifade edilmesidir.
Sovyetler Birliği’nin resmi yayınevi olan Progress Publishers tarafından Moskova’da 1974 yılında yayımlanan Sovyet Dış Politikası Tarihi, 1945-1970 kitabında Sovyetler Birliği’nin 1953 yılında Türkiye’ye verdiği nota şöyle anlatılmaktadır:
“Sovyet Hükümeti adına 30 Mayıs 1953’te Türk Büyükelçisi’ne aşağıdaki nota verilmiştir:
‘İyi komşuluk ilişkilerini korumak ve barış ve güvenliği güçlendirmek amacıyla Ermenistan ve Gürcistan hükümetleri, Türkiye’ye yönelik toprak taleplerinden vazgeçmeyi mümkün........
