Nihal Atsız Amerikan karşıtıydı
www.yildirimkoc.com.tr
Almanlar Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında, Rusya’yı ve ardından Sovyetler Birliği’ni zayıflatmada Turancıları kullanmaya çalışmıştı. Soğuk Savaş koşullarında emperyalist cephenin önderi olan ABD ise, kendi açısından daha akıllı bir politika izleyerek, “milliyetçi-mukaddesatçı” çevrelerle işbirliğine yöneldi.
Turancıların veya Türkçülerin bir bölümü, ümmet anlayışına dayalı İslamcıların hakimiyeti altındaki bu yapılanmada yer almadı. Hüseyin Nihal Atsız ve çevresi, ABD karşısında bağımsızlığı koruyanlardandı.
Nihal Atsız, ırka dayalı bir milliyetçilik anlayışını savunuyordu. 1920’lerden itibaren Sovyetler Birliği’nde yaşayan Türk soylu halklar, kimliklerini koruma konusunda önemli sorunlar yaşıyordu. Buna bağlı olarak, Nihal Atsız, tavizsiz bir anti-komünistti. 1968 yılında Ötüken’de yayımlanan “Sağcı Kimdir?” yazısında “milliyetçilik, milletin toplum ve fert olarak yükselmesi demek olduğundan milliyetçi bir parti adaletin ve servetin dağıtımı bakımından sosyalistlerin fikirlerine yakın olabilir” yazmakla birlikte, Sovyetler Birliği’nin uyguladığı politikalara, Sovyetler Birliği’ne ve sosyalizme temelden karşıydı.
Ancak, dönemin İslamcılarından farklı olarak, katı bir Amerikan düşmanıydı da. 3 Eylül 1964 tarihinde yayımlanan “Mendebur Amerikalı” yazısında şunları söylüyordu:
“Milletleri büyük yapan erdemlerden hiçbirisi Amerika’da yoktur.
“Siyasî ahlâkları sıfırdır. Hem demokrasi havarisi geçinir, bütün milletlerin demokrat olmasını ister, Zenci devletlerinde seçim yaptırmak için yırtınır, faşizm ve komünizme karşı cephe alır, hem de kendi vatandaşları olan, savaşlarda Amerika için kan akıtıp Olimpiyatlarda birincilikler sağlayan Zencilere köle muamelesi yapar.
“Hem seçim yapar, hem de türlü şaklabanlıklarla Zencileri seçtirmez.
“Kennedy’nin öldürülmesi ve meselenin esrarlı şekilde örtbas edilmesi, cumhurbaşkanlarının daima ölümle korkutulması siyasî ahlâkın derecesini gösterir.
“Amerika’da cinsi ahlâk da yoktur. Evli kadınlardan hemen hepsinin zina yaptığı Doktor Kinsey’in raporu ile ortaya........
