Bir sporun hafızasıyla yüzleşmesi
Muharrem Karanfilci yazdı…
Bu ülkede spor çoğu zaman ya bir polemik başlığının gölgesinde kalır ya da tribün gürültüsüne teslim edilir. Oysa bazen öyle buluşmalar olur ki ne reyting kaygısı vardır ne de vitrin gösterisi… Sadece samimiyet, tecrübe ve memleket derdi vardır.
İşte 13–15 Şubat tarihleri arasında Kemer’de düzenlenen “Taekwondo’nun Dünü, Bugünü ve Yarını” spor çalıştayı tam olarak buydu.
Öksüz ve yetim çocukları spora kazandırmak gibi lafla değil, emekle taşınabilecek bir sorumluluğu omuzlayan Bizim Çocuklar Sporcu Destek Derneği, Türkiye’de uzun zamandır eksikliği hissedilen bir şeyi yaptı: Sporun hafızasını sporun geleceğiyle aynı masaya oturttu.
Salonda yalnızca protokol yoktu. Madalya kürsülerinde ter dökmüş, İstiklal Marşı’nı dünyaya dinletmiş isimler vardı.
Dünya şampiyonu, olimpiyat ikincisi ve Türkiye Taekwondo Federasyonu Başkanı Bahri Tanrıkulu oradaydı. 1995’te Türkiye’ye ikinci dünya şampiyonluğunu kazandıran Cihat Kutluca salondaydı. Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu Servet Tazegül genç sporcuların gözlerinin içine bakarak konuştu. 2023 ve 2025 dünya şampiyonu, 2018 Avrupa şampiyonu Nafia Kuş Aydın tecrübesini paylaştı.
Bir başka deyişle: Türkiye’nin taekwondo hafızası aynı çatı altındaydı.
Uzaktan katılımla da olsa; Dünya Taekwondo Konseyi Üyesi ve Avrupa Taekwondo Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Metin Şahin, Kadınlar Dünya Şampiyonu Prof. Dr. Tennur Yerlisu Lapa ve Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Mutlu Türkmen sürece destek verdi. Kaykay Federasyonu Başkanı Fahrettin Yıldız’ın katılımı ise sporun branşlar üstü dayanışmasının mümkün olduğunu gösterdi.
Bu çalıştay bir “fotoğraf organizasyonu” muydu, yoksa bir zihniyet arayışı mı?
Bizim Çocuklar Sporcu Destek Derneği Başkanı, Mevlüt Tosunoğlu’nun altını çizdiği kavramlar — adalet, liyakat, denetlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve etik değerler — Türkiye sporunun en çok tartışılan başlıkları değil mi?
Yıllardır federasyon koridorlarında fısıltıyla konuşulanlar, kulislerde yarım bırakılan cümleler, sporcuların içten içe yaşadığı hayal kırıklıkları… Hepsi bu başlıkların içinde saklı değil mi?
Eğer spor gerçekten çocukların hayatına tutunma imkânı olacaksa, eğer madalya sadece vitrinde değil vicdanda da değer taşıyacaksa, bu tür çalıştayların göstermelik kalmaması gerekir.
Sporu sadece skor tabelasına sıkıştıran anlayış iflas etmiştir. Spor karakterdir, disiplindir, adalettir. Eğer bu değerler korunursa madalya zaten gelir. Ama değerler kaybolursa kürsüde durmanın hiçbir anlamı kalmaz.
Kemer’de verilen mesaj açıktır:
Türk sporu sadece şampiyon üretmekle yetinmemeli, adil bir sistem kurmak zorundadır.
Şimdi mesele bu iradenin sürekliliğindedir…
Çünkü bu ülkede en zor şey başlamak değil; başladığını devam ettirebilmektir.
