ZAMANIN KIYMETİ VE İNSANIN HESAP VERDİĞİ O GÜN
Değerli okuyucularımız, selam ve dua ile yazıma başlıyorum. Zaman, ne kadar hızlı geçiyor, farkında mıyız? Geçmişe baktığımızda çocukluğumuz, gençliğimiz ne kadar hızla gelip geçti, değil mi? O yıllar, hem güzel anılar hem de hüzünle hatırladığımız, belki de pişmanlık duyduğumuz anılarla dolu. Ama bir sorum var: Bu zamanı ne kadar verimli kullandık? Bugün, hep birlikte bu soruya cevap arayalım.
Her bir an, bizim için bir sınav. Hayat bir test, bir imtihan alanı gibidir. Öyle ya, sabah uyandığında, geçmişine bakıp; vicdanının rahat olup olmadığını, Allah’a karşı olan sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini sorgulamak, insanın gerçek muhasebesini yapması için bir fırsattır. Ancak bu fırsat, bir yandan çok değerli, bir yandan ise her geçen saniye kaybolur.
O yüzden zaman, her geçen dakikada, insan için bir nimet iken, aynı zamanda kaçan bir fırsattır. Bir gün, geriye bakıldığında “Keşke”lerle dolu bir hayatla karşılaşmak, en büyük pişmanlık olabilir.
Zamanın kıymetini idrak edebiliyor muyuz? Ne yazık ki çoğu insan, zamanla savaşıyor. Ama asıl savaş, zaman değil, içimizdeki eksikliklerle olmalı. Zaman, bir an geçtikçe başka bir şansa dönüşür; ancak geriye dönüp baktığınızda "Ben ne yaptım?" sorusunun cevabını, kalbinizde ararsınız. Ve o cevap, çoğu zaman bir boşluk, bir yoksulluk duygusuyla gelir. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:
_"İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunların kıymetini bilmeden tüketir: Sağlık ve boş vakit."* (Buhârî, Rikâk, 1)
Sağlık, vücudumuzun bizlere sunduğu bir kıymettir.
Ancak zaman, Allah’ın bize sunduğu bir lütuftur. Sağlık, bedeninle ilgiliyken zaman, hayatın ta kendisidir. O yüzden, her iki nimet de en değerli hazinelerimizdir ve ne kadar farkında olursak, onları........
