menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Sesinin Olduğu Yerde: Gagavuzya Notları

26 0
12.04.2026

Nisan ayının henüz ısınmamış günlerinden birinde, Prof. Dr. Emre Ünal ile birlikte SODİMER Türk Dünyası Programı için yola çıktık. Hedef Moldova ve Gagavuzya’ydı; ama döndüğümüzde anladık ki aslında hedef, kendimizle yüzleşmekti.

Bu tür yolculuklar var; gittiğinizde bir şeyler görürsünüz, döndüğünüzde ise o şeylerin sizi gördüğünü fark edersiniz. Gagavuzya tam olarak öyle bir yerdi.

Kişinev: Sessiz Ama Onurlu

Moldovaʼnın başkenti Kişinev, sizi karşılamak için gösteriş yapmıyor. Geniş bulvarları, sakin insanları ve ağır işleyen gündelik ritmiyle; “Avrupaʼnın en yoksul ülkesinin başkenti” yaftasını taşıdığını sezdirmeden yaşıyor.

İlk durağımız Türkiye Cumhuriyeti Kişinev Büyükelçiliğiʼydi. Büyükelçi Uygar Mustafa Sertel ile yaptığımız görüşme, seyahatin tonunu belirledi. Sayın Sertel yalnızca bir diplomat değil; bu coğrafyayı derinlemesine okuyan, Türkiyeʼnin buradaki varlığını stratejik bir perspektifle değerlendiren biri olduğunu ilk cümlelerden hissettirdi. Eğitim Müşaviri Ferhat Yılmaz ise sahayı gerçekten bilen, neyin işe yaradığını ve neyin lafta kaldığını açıkça ifade eden biri olarak öne çıktı. Bu iki isimle geçirilen birkaç saat, geri kalan her şeyi anlamlandırmak için zemin oluşturdu.

Moldova, yaklaşık iki buçuk milyon insanıyla bir yanda Romanya, diğer yanda Rusya arasında nefes almaya çalışıyor. Avrupa Birliğiʼne açılan kapıyı aralamaya çalışıyor; ama Avrupalıların bu küçük ülkeye ilgisi neredeyse yok denecek kadar az. Bu gerçek, hem üzücü hem de düşündürücü.

Tiraspol: Önyargılar Yıkıldı

İkinci gün Transdinyesterʼe geçtik. Sınır kapısında bizi karşılayan atmosfer, eski Sovyet filmlerinden fırlamış gibiydi. Resmi işlemler, ağır bürokratik tempo, ciddi yüzler… İçeriye adım attığınızda zamanın bir yerinde takılı kaldığını hissediyorsunuz.Ama Tiraspol şehri bu beklentiyi yerle bir etti.

Bozuk ve bakımsız bir şehir görecektik; bunun yerine düzenli caddeler, çalışan bir sistem ve şaşırtıcı biçimde BMW, Mercedes, hatta Tesla arabalar gördük. Kapalı gibi görünen bu yapının dış dünyayla kurduğu ilişki, göründüğünden çok daha karmaşık.

1990ʼlardaki çatışmaların ardından Rusya bu bölgeyi Avrupa ile arasına koyduğu bir tampon alan olarak tutmaya devam ediyor. İlginç olan şu: O dönemde Moldovalılara karşı savaşmış bazı gruplar, bugün bölgenin Moldova içinde kalması için Rusyaʼya karşı duruyor. Tarih bazen bu kadar tuhaf senaryolar........

© tv100