İçişleri Bakanı Çiftçi'ye 23 soru sordum; Devlet uyumaz, uyutmaz! Söze değil, tasfiyeye bakacağız!
Mevlânâ, insanı tanımanın yolunu sözden çok davranışlarında arar. Biz de İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi bu kez makamında değil, makamından uzakta; açık havada, biraz da olduğu gibi tanımak istedik.
Çiftçi sakin. Biraz temkinli ama samimi. Valilik yıllarından kalan devlet refleksinin üzerine, bakanlık makamının sorumluluğunu ve ağırlığını koymuş izlenimi verdi.
Söylediği kadar söylemediğini de tartan, kelimelerini seçen ama bunu yaparken sohbetin doğallığını kaybetmeyen bir Bakan var karşımızda.
Ben en çok doğal olmaya çalışmayan doğal hâlini beğendim.
Çünkü insan, makamından uzaklaştıkça unvanı geride kalır; kişiliği, üslubu ve samimiyeti daha görünür hâle gelir. Makamlar insana güç verir ama o gücün nasıl taşındığını insanın karakteri belirler.
Bazen bir devlet adamını anlamak için ne söylediğinden çok, nasıl söylediğine; hangi soruda durduğuna, hangisinde rahatladığına ve hangi kelimenin üzerinde düşündüğüne bakmak gerekir. Biz de biraz öyle yaptık.
Sorularımız yalnızca İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye değil, o makamın ağırlığını taşıyan insana da yöneldi. Biz sorduk, Mustafa Çiftçi cevapladı. Sanırım kendisiyle yapılan en uzun ropörtaj oldu..
Yeni nesil çetelerden Terörsüz Türkiye sürecine, sınır ötesi operasyonlardan uyuşturucu ve FETÖ ile mücadeleye;
Sokak güvenliğinden yapay zekâ destekli yeni güvenlik hamlelerine, belediye denetimlerinden polislerin konut sorununa kadar merak edilen ne varsa sorduk. Çiftçi, dikkat çeken mesajlar verdi, yeni adımları ve hedefleri anlattı.
Şimdi aradan çekilip sözü sahibine bırakalım. Röportaj başlıyor. Buyurun….
SORU: Göreve başladıktan sonra sizi en çok şaşırtan güvenlik tablosu ne oldu?
BAKAN ÇİFTÇİ: Size sahadan gördüğümüz somut bir tabloyu anlatayım Talat Bey. Yeni nesil çeteler bir çocuğa doğrudan silah uzatmıyor; işe masum görünen adımlarla başlıyor. Mahallesindeki bir akran ya da kurye üzerinden temas kuruyor, bir yemek ısmarlıyor, cep harçlığı veriyor. Ailesinde ilgi eksikliği olan çocuğa “sen bizim kardeşimizsin” diyerek sahte bir aidiyet duygusu aşılıyor. Küçük bir paketi taşımakla başlayan iş, giderek tehdide ve tetikçiliğe kadar uzanıyor.
O ÇOCUK ÇETEYLE SOKAKTA DEĞİL, KENDİ ODASINDA TANIŞTI
O çocuk sokakta bir çeteyle karşılaşmamıştı; çeteyle kendi odasında, telefonunun ekranında, ailesinin haberi bile olmadan tanışmıştı.
Beni en çok bu düşündürdü: Suç yalnızca biçim değiştirmiyor, sokak ile dijital platformlar, telefon ekranı arasında çok hızlı hareket ediyor. Bir çete artık elemanını bir sosyal medya hesabında buluyor, talimatını telefon uygulaması üzerinden veriyor, parasını dijital kanallarda dolaştırıyor. Organize suç, dijital propaganda ve finansal ağ bugün aynı bütünün üç yüzü.
Biz de mücadeleyi buna göre kurduk. Yeni nesil suç örgütleriyle ve uyuşturucuyla mücadeleyi önceliğimiz yaptık, 2026’yı Organize Suç Örgütleri ve Uyuşturucuyla Mücadele Yılı ilan ettik ve suçu sokakta, dijital platformlarda ve finans yapısıyla aynı anda takip eden bir kapasite oluşturduk.
“SUÇ ADRES DEĞİŞTİ, DEVLETİN TAKİBİ DE HER ADRESE ULAŞACAK”
Suç adres değiştirdi; sokaktan dijital platformlara, dijital platformlardan finansal hesaplara taşındı. Devletin takibi de suçun bulunduğu her adrese ulaşacaktır.
SORU : Organize suçlarla mücadelede yurt dışından getirilen suçlulara yönelik “Sınır Ötesi Kapan” operasyonları gerçekleştiriyorsunuz. Bu operasyonları nasıl yürütüyorsunuz? Yurt dışına kaçan suçluları tek tek Türkiye’ye getirme süreci devam edecek mi?
BAKAN ÇİFTÇİ: Vatandaşlarımız müsterih olsun; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nefesi, suç işleyip yurt dışına kaçtığını zannedenlerin daima ensesindedir. İçişleri Bakanlığı olarak organize suç örgütleriyle hem yurt içinde hem de “Sınır Ötesi Kapan” operasyonları kapsamında gerçekleştirdiğimiz iadelerle küresel ölçekte mücadele ediyoruz.
“NEREYE SAKLANIRLARSA SAKLANSINLAR, TEK TEK GETİRECEĞİZ”
Adını bizzat koyduğumuz “Sınır Ötesi Kapan”, yurt dışındaki firari suçluları ülkemize getirip adalete teslim etme kararlılığımızın somut adıdır. Suç örgütü mensupları, sınırı geçtiklerinde kurtulacaklarını sanıyorlar. Nereye saklanırlarsa saklansınlar, hangi deliğe girerlerse girsinler hepsini bir bir yakalayıp Türk adaletine teslim ediyoruz. Kimse bu milletin yargısından ve devletin çelik iradesinden kaçamaz. Kaçak suçluların iadesine dönük olarak Gürcistan ve Bulgaristan’a çalışma ziyaretleri gerçekleştirdik; bu temaslarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Suçluların kaçma riski bulunan diğer komşu ve bölge ülkelerine yönelik ziyaret programımız da devam ediyor. Bu doğrultuda yakın zamanda Almanya, İtalya ve Yunanistan ile üst düzey temaslarımız gerçekleşecek.
“SUÇLULARA SIĞINDIKLARI ÜLKELERİ DAR EDECEĞİZ”
Yürüttüğümüz bu diplomatik hamlelerle suçlulara sığındıkları ülkeleri dar edecek, iade mekanizmalarını azami ölçüde hızlandıracağız. Kaçan tüm suçluları tek tek ülkemize getireceğiz. Hâlihazırda ülkemiz tarafından Kırmızı Bülten ve difüzyon mesajı ile uluslararası düzeyde aranan 3 bin 852 şahıs bulunmaktadır.
BALKANLAR VE AKDENİZ KAÇIŞ ROTASI KAPATILACAK
Yürüteceğimiz ikili diplomatik temasların merkezinde üç temel başlık yer almaktadır: Firari örgüt elebaşlarının anlık istihbarat paylaşımıyla kıskaca alınması, Balkanlar ve Akdeniz hattındaki kaçış rotalarının yabancı mevkidaşlarla kurulacak ortak mekanizmalar vasıtasıyla kapatılması, çetelerin sınır ötesindeki finansal ağlarının tespit edilerek mal varlıklarının dondurulması. Sınırlarımızın bittiği yerde devletimizin kudreti tükenmez.
SORU : “Terörsüz Türkiye” sürecinde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bundan sonraki kritik eşik nedir?
BAKAN ÇİFTÇİ: Bu süreçte üç aşamayı birbirinden ayırmak gerekir. Aşılan tarihî eşik, Gazi Meclisimizin Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile hukuki zemini kurmasıdır.
SORU: Bundan sonraki Terörsüz Türkiye sürecini hangi ölçüler belirleyecek?
“BUNDAN SONRA SÖZE DEĞİL, SAHADAKİ FİİLÎ TASFİYEYE BAKACAĞIZ”
Talat Bey önümüzdeki kritik eşik, PKK/KCK’nın bütün unsurlarıyla fiilen tasfiye olması ve kontrolündeki silahların eksiksiz teslimidir.
Meclis hukuki zemini kurmuştur; bundan sonra söze değil, sahadaki fiilî tasfiyeye........
