HALUK LEVENT VE AHBAP’LA YIKILAN BAZI TOPLUMSAL DEĞERLERİMİZ (2)
Maalesef geçmiş yıllarda da bazı dernekler, vakıflar, STK’lar yapılan bağışların yerinde harcanması konusunda iyi örnek olmadılar. Mesela bazı dernek, vakıf ya da STK’ların, kurban kesilmesi için kendilerine verilen paraların bir kısmını başka amaçlarla kullandıkları tespit edildi. Diğer bazı kuruluşların kendilerine yapılan bağışlarla alakalı daha başka usulsüzlükler yaptıkları geçmiş yıllarda kamuoyunun gündemine geldi. Bu yöndeki uygulamalar, esasen bağışta bulunan kişilerin niyetlerine, amaçlarına ihanet etmektir.
Elbette ki hayır ve bağış işlerinde en temel ön şart, bağışta bulunulacak kişi ya da kurumun toplum nezdinde güvenilir olmalarıdır. İnsan güvenmediği bir kişi ya da kuruma, hayır işleri için bağışta bulunmaz. Bağışta bulunacak kişi, yaptığı bağışın yerine gideceğine inandıktan, kanaat getirdikten sonra bağışını yapar.
AHBAP Derneği bünyesinde toplanan yardımların Haluk Levent tarafından usulsüz, yolsuz, bir kısmı suç teşkil edecek şekilde harcanmasının, bu yönde ortaya çıkan güçlü bulguların, delillerin, algıların meydana getirdiği toplumsal hasarlara temas edeceğiz.
Önce bazı ünlü kişiler, sosyal medya fenomenleri, sanat dünyasının yıldızları olarak tanıtılan şahsiyetler, hatta bazı siyasi parti liderleri, “Kızılay afetzedelere dağıtılacak çadırları satıyor”, “Kızılay parayla vatandaşlara kan satıyor”, “TOKİ vatandaşlara değil Suriyelilere ev yapacak”, “AFAD’a, Kızılay’a giden paraların nereye gittiğini bilmiyoruz, ama AHBAP’a giden paraların nereye gittiğini biliyoruz, bu sebeple, yardımlar AHBAP’a verilsin” şeklinde belli toplumsal tabanda AHBAP ve başkanı lehine en üst düzeyde etkili güven algısı oluşturuldu. Yüz binlerce insan bu algıya mutlak olarak inandırıldı. Burada oluşturulan algılarla amaçlanan, insanların yardım yapmak için AHBAP Derneği'ne yönlendirilmeleridir.
Algı yoluyla oluşturulacak güven bazı kereler yanıltıcı olabilmektedir. Yani bu yolla “hak batıl, batıl da hak”, “doğru olan yanlış, yanlış olan da doğru” olarak gösterilebilmektedir. Bu yolla, en sahtekâr, dolandırıcı, hırsız, yaramaz bir kişilerin, ülkenin en güvenilir kişileri olduğu yönünde algılar oluşturulabilmektedir.
AHBAP Derneği ve Haluk Levent’in şahsına yönelik oluşturulan bu “GÜVEN” algısı üzerine, depremzedelerin acılarının dindirilmesi konusunda hassasiyeti olan binlerce insan bu Derneğe milyarlarca bağışta bulundular. Amaçları bu bağışların, deprem sebebiyle acıları, feryatları arşı alaya yükselen acılı ailelerin yaralarına merhem olmak üzere harcanması idi.
Yapılan bu bağışlar sonrasında AHBAP Derneği başkanı depremzedelere ne tür yardımlar yapacakları konusunda açıklamalar yaptı.
Fakat üç yıl geçtikten sonra AHBAP Derneği adına yapılan bağışlarla uyumlu olarak toplumsal vicdanı tatmin edici yönde işlerin yapılmadığı yönünde haberler gündeme geldi, bu konuya ilişkin adli soruşturmalar yapıldı, başta Levent olmak üzere çok sayıda kişi tutuklandı.
Bu durumda akıllara “acaba toplanan milyarlarca para nereye harcandı, acaba usulsüz işlerde mi kullanıldı, yoksa insanların güvenleri zehirlendi mi”? şeklinde sorular akıllara takılmaya başladı.
Güven Algısından Güveni Yıkan Olgulara
Önce AHBAP Derneği adına yapılanlarla alakalı kamuoyuna yansıyan ve bir kısmı adli soruşturmalara konu olan iddialara, daha sonra da “Deprem bölgesinde devlet yok, AHBAP Derneği var”! “Biz, AFAD’a güvenmiyoruz, Kızılay’a güvenmiyoruz, devletin kurumlarına güvenmiyoruz, sadece AHBAP’a güveniyoruz”! şeklinde oluşturulan algılardan sonra, deprem sürecinde kendisine güvenilmeyen devlet günümüze kadar neler yapmış ona bakalım. Yani iş yapan, parlatılan AHBAP mı yoksa Devlet mi? onu belirginleştirelim.
Burada bir hususa öncelikle temas etmek isteriz.
Medyaya yansıyan ve bir kısmı Savcılık soruşturmalarında yer alan bazı usulsüzlük, yolsuzluk, suç teşkil eden fiillerle alakalı değerlendirmelerin iki veçhesi mevcuttur.
Birincisi, masumiyet karinesidir. Haluk Levent ve AHBAP hakkında dile getirilen ve gündeme gelen iddialar mahkeme kararıyla kesinleşmiş değildir. Haluk Levent bunların........
