TL yerine avroyu baz alsak nasıl olur?
Türkiye gazetesi ailesi olarak, yazanı-okuyanı fark etmeksizin, hepimiz ülkesini seven, memleketin sıkıntılarını dert edinen insanlarız.
Ara ara bu minvalde dostlarımızla ve okuyucularımızla yazılı ya da sözlü sohbetlerimiz oluyor.
Bugün, onların bize aktardıkları bazı fikirleri paylaşmak istedim.
Mesela, geçenlerde bir iş adamı ağabeyim aradı; ekonomi ve başta gıda pahalılığı olmak üzere, piyasalar üzerine epeyce uzun bir konuşma yaptık.
İtalya örneğini vererek başladı söze…
II. Dünya Savaşı sonrası, bizim bugünkü durumumuzdan bin beter hâlde olan İtalya’nın, kısa sürede toparlanıp, özellikle Avro Bölgesi’ne katıldıktan sonra nasıl istikrarlı bir ülkeye dönüştüğünü anlattı.
Elbette bunda ülkenin sanayi üretiminde devleşerek Almanya’dan sonra ikinci sıraya yerleşmesinin de etkisi büyük. Nitekim AB içinde ekonomide de üçüncü sırada.
Bizde cuntalar 1950-60’lı yıllarda darbe yapıp Başbakan asmakla uğraşırken, onlar ülkelerini nasıl kalkındıracaklarının derdindeymiş çünkü.
Dolayısıyla şundan daha 10 yıl önce bile darbeden beter bir işgal girişimini atlatmış ülke olarak kendimizi onlarla mukayese etmek, bu hainliklere rağmen ülkemizde demokrasiyi ayakta tutup, büyümeyi ve kalkınmayı sürdürebilmiş bir iktidara karşı haksızlık olur.
Siz buna terörle mücadeleyi, sınırımızdaki savaşları, doğrudan ülkemize yönelen silahlı tehditleri ve 6 Şubat çifte deprem felaketini de ekleyin, işimizin zorluğu daha net anlaşılır.
Bu şartlarla boğuşan Türkiye’yi, bugün AB içinde sadece Trump yönetimi ile kriz yaşayan İtalya ile kıyaslamak çok doğru görünmese de, kıymetli okurumuzun yabana atılamaz bazı tavsiyeleri var.
Diyor ki; “Biz Avrupa Birliği’ne girmeyi, yani İtalya gibi Avro Bölgesi’ne katılmayı istemiyor muyuz?
Peki, AB’ye girdiğimizde paramız ne olacak?
Biz kendimizi avroya........
