menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Meğer göremeyen o değilmiş…”

18 0
24.07.2026

Salon sessizliğe bürünmüştü. Bilal hafız Kur’ân-ı kerim okumaya başladığında, Akif Hoca sese hayran kalmıştı. Hasan Hoca’yla göz göze geldiler: “Demek başardı” dedi.

Hasan Hoca tebessüm etti. “Başaran ben değilim hocam. Siz kaydettiniz, annesi dua etti; Rabbim de bu evlada çalışmayı nasip etti.”

Yıllar geçti. Bilal ilmini tamamladı. Güzel ahlakı, vakur hâli ve gönüllere dokunan tilavetiyle tanındı. Büyük bir camiye başimam olarak tayin edildi. Hasan Hoca başka bir şehirde hizmet etmeye devam etti. Akif Hoca ise emekli oldu. Yaş ilerledikçe gözleri de zayıfladı. Bir gün bastonunu ararken duvara çarptı. O an, yıllar önce koridorda duvarı eliyle yoklaya yoklaya yürüyen küçük Bilal geldi aklına. İçini ağır bir pişmanlık kapladı.

“Meğer göremeyen o değilmiş…”

Bu cümle uzun süre zihninden çıkmadı. Bir ramazan günü kapısı çalındı. Açtığında karşısında elinde küçük bir sepet taşıyan uzun boylu bir adam vardı. Sesini duyar duymaz tanıdı.

Bilal eğilip elini öptü. “Sizi ziyaret etmek istedim........

© Türkiye