menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk dünyasının yıldızı Usmanova’dan tarihî siyonizm çıkışı

35 0
09.05.2026

Sanatçının toplumun değerleriyle dertlenmesi, sevinciyle sevinmesi, acısıyla hüzünlenmesi, eserlerinin ilhamını halkın sevinçlerinden ve acılarından alması gerektiği tartışması her zaman vardı.Bana göre gerçek sanatçı; yalnızca beste yapan, şiir yazan ya da sahneye çıkan kişi değildir. O, toplumun her rengini eserlerine yansıtabilen, yaşadığı coğrafyanın ruhunu taşıyan, halkının sessiz çığlığını hisseden, milletinin hafızasını eserlerine işleyebilen, güçlü bir gözlem ve derin bir vicdan sahibidir.Kültürel kodlar sanatçının eserlerine ne kadar derin işlerse, o sanatçı da zamanla yalnızca bir isim olmaktan çıkar, milletin hafızasında kültürel mirasa dönüşür.

Bir toplumun acıları, umutları ve özlemleri sanatçının ruhunda ne kadar karşılık bulursa; ortaya çıkan eserler de o kadar kalıcı olur. Çünkü sanatçı, milletinin duygusunu eserine nakşettiği anda artık yalnızca bir isim olmaktan çıkar; bir dönemin hafızasına, bir medeniyetin yaşayan sesine dönüşür.

“Çırpınırdın Karadeniz, bakıp Türk’ün bayrağına” eseri, anlatmak istediğim bu toplumsal refleksin en güçlü örneklerinden biridir. Yaklaşık yüz yıl önce Azerbaycan’da yaşanan siyasi gelişmeler, katliamlar, Osmanlı Devleti’nin desteği ve Nuri Paşa komutasındaki harekât; öylesine derin izler bırakmıştır ki, şiirlere ve bestelere konu olmuştur. Üzeyir Hacıbeyli gibi büyük münevverler, milletin yaşadığı acıları ve umutları sanatın diliyle hafızaya kazımıştır. Bu eserler yalnızca bir dönemi anlatmaz; aynı zamanda sanatçının duruşunu, tavrını ve milletine karşı sorumluluğunu da ortaya koyar.

Bu yüzden sanatçının toplum üzerindeki etkisini ve rolünü yeniden konuşmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü bugün ortaya konan cesur bir duruş, yarının unutulmaz eserlerine........

© Türkiye