menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Olmak ya da olmamak!

54 0
06.08.2026

Sosyal medyada birisini seyrettim. Son derece rahat bir tavırla şunları söylüyordu.

“Eskiden Müslüman’dım. Sonra bazı şeyler kafama yatmamaya başladı. Dinde kalmak için çok gayret ettim ama beceremedim. Yine de bu dünyayı anlamlandırmak için en iyi çözüm bir Tanrı'nın olması. Umarım vardır.”

Bu cümleleri dinlerken zihnimde eş zamanlı olarak şu alt metin belirdi:

“Eskiden Müslüman’dım. Dinî çerçevenin içinde kalmak için çok çabaladım ama o kadar zeki ve derin bir adamım ki o çerçeveye sığamayıp taştım. Sizler ise çok sığ olduğunuz için inanmaya devam ediyorsunuz. Umarım siz de bir gün akıllanırsınız.”

Literatürde buna “tevazu kılıflı kibir” (humblebragging) deniyor. Yani adamın yaptığı aslında şu:

Kendi âcizliğini anlatır gibi yaparak inanan herkesi “pasif” ve “sorgulamayan” yığınlar olarak etiketliyor

Mana arayışı kisvesi altında şüpheyi normalleştiriyor.

Dinden çıkışı romantize ediyor.

İnançsızlığı bir “entelektüel üstünlük sembolü” hâline getiriyor.

Niçin böyle ortadan konuşuyor peki? Çünkü en etkileyici yöntemin bu olduğunu fark ettiler. Hem şimşekleri üzerlerine çekmiyorlar. Hem de kafası karışık gençliğe sağ gösterip, sol vuruyorlar.

Dinini hakiki........

© Türkiye