Geçmiş zamanın en güzel hikâyesi
Kimi sevinçler vardır; taşkındır. Gürültülü, abartılı ve yorucu… Maddi sebeplere yaslandığı için samimiyeti eksik, gösterişi fazla olur. Ağza aceleyle tıkılan kocaman bir lokma gibi ihtiraslıdır.
Bayram sevinci ise ağızda yavaşça eriyen, eridikçe tadı artan akide şekeri gibidir. Zamanın içinde usul usul demlenen, vakti gelince mevsimine kavuşmuş bir çiçek gibi açan, derin ve duru bir sevinçtir.
İnsanın ruhunu hırpalamaz; onu dinlendirir. Göz alan bir projektör ışığı gibi sert ve yorucu değil, sabah namazına giden bir çocuğun mahmur gözlerinde titreyen kandil gibi yumuşak ve aydınlıktır bayram sevinci.
Minik kalplerde tarif edilmesi güç, billur bir neşe birikir bayramda. Cami dönüşü babasının elinden tutup eve yürüyen çocuğun göğsünde beyaz bir güvercin gibi kanat çırpan sevinç, her adımı, her nefesi, her bakışı kıymetli kılar.
Bayram sabahında saadet bazen kahvenin köpüğünde, bazen çayın deminde, bazen kapı zilinde, bazen de ekmeğin çıtır köşesinde gizlenir. Her ev, kendi neşesini sessizce çoğaltan bir şenlik yerine döner.
Çocukların ceplerinde para değil, sevinç birikir o gün. Paranın en masum hâli, bayram günü........
