İran'ı da kurtardık!..
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 6 Şubat 2026 Cuma günü İstanbul’da müzakere masasına oturacaklardı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın temsiliyle Türkiye’nin hakem ve ev sahipliğinde yapılacak olan görüşmeye ayrıca Katar, Mısır, BAE, Suudi Arabistan da katılacaktı...
Nükleer ihtilaf yaşayan İran ve ABD, türlü temaslara rağmen anlaşamıyordu. İsrail, Haziran 2025’te İran’a saldırmıştı. 12 gün süren bu savaşın ardından barış arayışları olduysa da bir netice alınamadı. Hasımlarının İran’a karşı çok yönlü tehditleri sürmekteydi. Muhakkak barış gerçekleşmeliydi. Çıkacak bir harp, iki devlet arasında kalmayacak ve bütün bölgeyi saracaktı.
Bir ateşkes ve barış masası kurulması şarttı.
Bundan dolayıdır ki diplomatik koşturmalar sonucu İstanbul Barış Görüşmeleri, gün ve taraflarıyla belli olmuştu…
Bu haber bölgeyi de dünyayı da memnun etti. Ukrayna, Suriye, Irak, Libya ve Somali’de âdil hakem icraatıyla Türkiye, büyük takdir toplamıştı. Türkiye’nin öncülüğü ile Dâr’üs Selâm; Barış Yurdu İstanbul’da yapılacak olan sulh müzakerelerinin muvaffakiyetle sonuçlanacağına ve kapıya dayanmış ABD-İran savaşının önleneceğine dair inanç tamdı. Vaziyet, bu olumlu seyir üzerindeyken Tahran’dan yekten beklenmedik farklı bir karar çıktı:
ABD-İran görüşmeleri, İstanbul’da değil Umman’ın merkezi Maskat’ta yapılacaktı. İran, İstanbul’u değil, beşte biri kadar bir devletçiği tercih etmişti.
Tahran, Ankara’nın bir defa daha itibar kazanmasını istememişti. Öyle anlaşılıyor ki İranlı karar alıcılar, Türk hariciyesine dediklerini yaptıramayacaklarını; hâlbuki, Ummanlıları diledikleri gibi yönlendirebileceklerini hesap etmişlerdi. Müzakereler, adı geçen şehir-devlette başladı. Washington’dan oldu-oluyor, başardık-anlaştık gibi sözler gelir, Trump, sayıklar gibi konuşurken bir de bakıldı ki İsrail ve........
