Yaşamak ve hedefine varmak için tek şansıydı bu...
Erkara, Kâbus’un alaylı kahkahasıyla şaşkına dönmüştü. Kulaklarını tırmalarcasına bir çığlık gibi üzerine düşen bu gülücükler hayallerinden uyanmasına sebep oldu.
Kâbus’un huzuruna çıkarılışlarını ve konuşulanları unutamıyordu Erkara. Elinde olmadan vicdanını dinledi. Yanlış mı yapıyordu acaba? Bir tarafta memleketi, Bursa ve oradakiler, diğer tarafta Gülşah’a sahip olma arzusu, istikbali, Kâbus ve adamları. Hata yaptığını düşünse de başka çaresinin olmadığına inandırdı kendini. Yaşamak ve hedeflerine varmak için tek şansıydı bu.
Yüksekten eğlenenleri seyrederken, kulaklarında Kâbus’un kahkahaları yankılanıyordu.
- Demek, üzerimize adam salmışlar ha!
- Lakin, bahsettiğim adam alelâde biri değildir! Akıncı Başı Doğan Bey’dir gelen.
- Namını duymuşumdur!
- Kendisi ne ki, namı ne ola?
- Eh, madem o Akıncı Başı Doğan Bey buraya gelmekte… Bize de onu bir güzel ağırlamak düşer!
- Sen de iyi bilirsin ki efendim… Baskın basanındır!
Diyen Erkara, Kâbus’un alaylı kahkahasıyla şaşkına dönmüştü.........
