menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süleyman Çelebi, kendini geniş sokağa atıvermişti...

25 0
yesterday

Tatlı hayallerinden, odada dolaşan bir arı vızıltısıyla uyandı Matlube Hanım. Göz ucuyla uçan hayvanı takip ederek, gayet üzgün hâlde kocasının çıktığı kapıya doğru hareketlendi.

Gözleri doldu. Sevdiği iki insan, Çelebisi ve Doğan’ının yine sevdiği yemekleri yapmış, zevkle ve iştahla yemişlerdi. Aile pürneşe içinde gülüşürlerken Süleyman Çelebi o an yazdığı biri şiiri okumuştu;

Dayandığı sedirden, yerdeki hiçbir lokma alınmamış sofraya daldı.

Sisler arasından o mesut günü yaşadı. Aynı örtü, aynı yemekler, aynı ev, aynı insanlar. Bir Doğan’ı seferdeydi. Bir de Çelebisi, o Çelebi değildi. “Hey gidi günler hey!” dedi. Kendini kaybetti.

Sen zevk-u hudurumsun.

Hem hüzn-u sürurumsun.

Bel gözdeki nurumsun.

Narım da sen, yârım da sen.

Kıtanın okunması biter, bitmez gülüşmüşlerdi. Matlube Hanım, kendi için söylenen mısraları tekrar etmekden ayrı........

© Türkiye