Gecenin loş ışıkları altında vahşi bir sükûnet hâkimdi...
Bahçe, bakımlı ve eşsiz bir güzelliğe sahipti. Usta bahçıvanların elinde âdeta rengârenk çiçek tarlasına dönüşmüştü.
- Bu anahtar, sizin gibi güzide âlimlere, memleketimin her köşesinde, her beldesinde istediğiniz her kapıyı da açar. Buyurun, mübarek olsun.
Dedi, elini sıktı ihtiyar şairin. Nazikçe gülümsedi.
Yanına yaklaşan Emîr Sultan’la konuşarak has bahçeye doğru uzaklaştılar. Güllerin, çiçeklerin arasından geçerken etrafa bir göz gezdirdi. Sıvaları yeni yapılmış duvarlar, lacivert kubbe gibi duran yıldızlı gökyüzü, irili, ufaklı ağaçlar büyüleyici bir manzara teşkil ediyordu. Sultan yanındakine döndü;
- Ne kadar güzel değil mi?
Dedi, edeplice Emîr hazretleri.
Bahçe, bakımlı ve eşsiz bir güzelliğe sahipti. Usta bahçıvanların elinde âdeta rengârenk çiçek tarlasına dönüşmüştü. Sarayın arkasındaki büyük meyvelikte olmayan ağaç yoktu. Yalnız elmanın........
